ADALET

Bir devlet; vatandaşına tuzak kurmaz!
Bir devlet; kendi hatasını vatandaşına yüklemez!
Bir devlet; kulak ardı ettiği uyarılar yüzünden yüzlerce insanı ekmeğe muhtaç etmez!
Bir devlet; zulüm ile adaleti, inancı, düşünceyi aynı kefede tartmaz!
Bir devletin; adalet organlarında yaşanan karmaşa on binlerce insanı cezalandıran mekanizmanın adı olamaz!
Adı ister OHAL ister BUHAL olsun, düşüncelerinden, fikirlerinden, yasal kurulmuş sendikadan, bankaya yatırılan paradan dolayı kendi vatandaşına cezai müeyyide uygulayamaz!!!
Siz; özel okullara teşvik verirken, vatandaş kendi düşünceleri doğrultusundaki okullara elbette kayıt olacaktır..
Siz; banka kurulmasına müsade verdiğinizde hatta açılışında kurdele keserken yan yana poz verme yarışına girdiğinizde vatandaşında para yatırma kuyruğuna girmesi kadar normal bir durum yoktur!
Siz; siyaset yaparken elinden tutup havaya kaldırdığınız, kimliğine referans sunduğunuzda elbette ki vatandaş o eli öpüp baş tacı edecektir.
Unutmayınız ki; sorgulamayan, soru sormayan toplum güçten yana tavır alır ve kendi ekmeğinin güçte ve de güçlüde olduğu düşüncesiyle o kapıyı çalmaktan imtina etmez!
Düne kadar hep beraber yol haritası çizenler; avukat, hakim savcı, öğretmen yetiştiren, yerleştiren mekanizmayı sizle birlikte kurdular. Arsalar verildi, sorular çalındı, bir döneme hep birlikte imza attınız? Bizler o günlerde haberlerimizde şu soruyu sorarken, bizi cezalandırdınız, bizi dine muhalefet etmek algısı ile hedef gösterdiniz. Bakın manşet haberde o gün ne demiştik; “CEMAATLER İLKÖĞRETİME Mİ EL ATTI? İlköğretimde başarılı öğrencileri yurt vaadi ile bünyelerine katan cemaatlerin bu öğrencileri evlerde barındırdığı iddia edildi. Kanunlarla yasaklanan ilköğretim öğrencilerini barındırmaları yasak olan yurtların yasadışı çözümlerle ilköğretim öğrencilerini barındıracak evler oluşturduğu iddia ediliyor. Bizim Durağan Gazetesi 22 Eylül 2010- Sayı:196) O günlerde bu haberimiz yüzünden çok çektik.
Şimdi ise mazlum ve mağdurların yanında yer almak sadece inandıkları doğrular için mücadele eden insanları; devletin bizatihi kendi hataları ve görmemezlikten geldiği, göz yumduğu hatalar nedeni ile bu gün devasa bir yapıya bürünen bu olguda tüm suçlular, yönlendirenler çanak tutanlar işin içinde yok iken tabana inerek inanmanın ve de ekmeğinin derdinde olan insanların cezalandırılması ne ahlaki ne vicdani ne de adaletlidir!!!! O nedenle umut ediyorum ki; Hz Ömer kendine rehber edinen ve her fırsatta onun adaleti ile övünen iktidar ve iktidar temsilcileri unutmamalıdır ki geciken adalet, adalet değildir! Adalet mülkün temeli ise sağlanmalı, mazlumla mağdur doğru ayırt edilmeli adalet tez elden sağlanmalıdır. Aksi takdirde adaletini kaybetmiş toplum, algısını yitirir, algısını yitiren toplum güce kitlenir, güce kitlenen toplum istenilen çizgide hareket eder gerekirse rejimi değiştirir, rejime değiştirmeye kalkmaksa bu ülkede sonun başlangıcı olur…
Bu gün kitleler unutmamalıdır ki özgürlüğü sadece konuşmak kendilerini anlatmak olarak düşünüyorlarsa büyük bir yanılgının ve de hatanın içerisindedirler. Bu gün zulme seyirci kalmak sadece kendi doğrularını dayatmak, yarın daha karanlık günlerin başlangıcı olabilir. Nedenle herkes önce adalete güvenmeli, cumhuriyete sahip çıkmalı 15 Temmuz’da olduğu gibi iradesine sahip çıkarken yarın kendi başına geleceğini, de düşünerek mazlumla mağdurla bir olmalı bir düşünmelidir. Milyonlarca insanın etkilendiği bu durum sosyal patlamaların eşiğindedir. Artık suçluların suçu netleşmeli, konuşanlar susmalı adalet konuşmalıdır!
Saygılarımla…

12017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.