AŞURE GİBİ

Aşure, Müslümanların Muharrem-i Şerif ayının onuncu gününde yaptıkları bir çorba çeşidinin adıdır. Ancak bu çorbayı diğerlerinden farklı kılan en önemli özellik içerisinde çok farklı tahıl ve meyvelerin bulunmasıdır. Buğdaydan, fındık-fıstığa; tarçından, nara varıncaya çok farklı şeylerle yapılan aşure tarifleri ve lezzetleri vardır.
Birbirinden farklı organik özelliği bünyesinde barındıran muhtelif tahıl ve meyveler, aşurede bir araya gelerek yemesine doyum olmayan bir nimete dönüşürler. Aslında tek başlarına tatlı, tuzlu ya da ekşi olarak bilinenler doğru bir karışım, kıvam ve pişirme ile eşsiz lezzete kavuşurlar.
Bir bakıma toplumlar da aşureye benzerler. Ya da benzemeliler. Her kültürde tatlı, tuzlu, ekşi, mayhoş birçok farklı tadı bulmak mümkündür. Aşurenin içine konanlar gibi bu farklılıklar da bir araya gelerek yeni bir tat ve lezzet olabilirler.
Bu konu ülkemizi hatırlattı bana. Aslında ülkemizin milli ve dini kodlarında bu aşureyi yapabilecek meziyet fazlasıyla var. Ancak pişen aşı su-landırmak isteyen güruh tüm gücüyle dört bir yandan hücuma geçtikçe ağzımızın tadı kaçıyor doğrusu…
Çok iddialı bir söz ediyor olabilirim ama kanaatim odur ki insanlık tarihinde insanlığın dibe vurduğu zamanlara şahitlik ediyoruz. Savaşın, kanın, öfkenin, nefretin, ikiyüzlülüğün, ahlaksızlığın, çifte standardın ayyuka çıktığı zaman diliminde yaşıyoruz. Adı herkesçe malum gerekçelerle yedi düvel üzerimize geliyor.
Ne demişler: “Su uyur, düşman uyumaz.” Bu günler geçmişe nazaran çok daha uyanık olmamız gereken günlerdir. Gerçek ve sanal ortamda bize gösterilen her şeye bodoslamaya atlayarak önyargı ile hareket etmemeliyiz. Meseleleri mutlaka geniş perspektiften değerlendirmeli, iyice araştırmalı ve ondan sonra fikir ve kanaat sahibi olmalıyız. Ekranda, kahvede, komşuda duyduklarımız sonra bizi çok mahcup edebilir.
Belli ki bu coğrafyada bulunmanın, Osmanlı torunu olmanın, Müslüman-Türk evladı olmanın birtakım bedelleri var. Çok net görülüyor ki bu bedelleri ödemeden de geleceğe umutla bakmamıza izin vermeyecekler.
O zaman bugünden tezi yok, aklımızı başımıza almamız gerekiyor. Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atıldıktan sonra yaptığı gibi tekrar dirilmek ve şahlanmak için var gücümüzle çalışmamız gerekiyor.
Sen-ben kavgalarını ve görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak tıpkı aşurede olduğu gibi herkes kendinde olanı ortaya dökecek, devlet ricali de bu lezzetleri bir arada pişirerek yeni bir tat meydana getirecek.
Bundan gayrı yol, yol değildir….
(Bu vesileyle Muharrem-i Şerif ayınızı ve aşure gününüzü tebrik ederim…)

12041

Ahmet KOCACAN

Ahmet KOCACAN

Eğitimci-Yazar-Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, 1977 yılında Balıkesir’de doğdu. İlköğretim ve ortaöğrenimini doğduğu ilde tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünden lisans diploması ile mezun oldu. Daha sonra Anadolu’nun değişik il ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla görev yaptı. Aynı zamanda yurt içi ve yurt dışında farklı kurum, kuruluş, dernek, seçkin okul, kreş ve dershanelerde öğretmen, öğrenci ve veli odaklı yüzlerce eğitim semineri ve konferanslar düzenledi. Ahmet Kocacan'ın 2010 yılında BEN BISIKLET ISTIYORUM , 2011 yılında BÜYÜDÜKÇE, 2013 yılında DAVRANIŞ REÇETESI, 2015 yılında da IKI GÖNÜL BIR OLUNCA isimli yayınlanmış -şimdilik- dört eseri bulunmaktadır. Bu kitaplar okuyucuların fevkalade beğeni ve takdirini kazanmış ve kazanmaya devam etmektedir. Ahmet Kocacan çocuk ve aile konularında danışmanlık ve yazarlık yapmanın dışında farklı Avrupa ülkelerinde (Almanya, Fransa, Hollanda, Isviçre ve Belçika) seminer ve eğitim çalışmalarında da bulundu. Televizyon programlarına konuk olarak katılarak çocuk eğitimi ve eşler arası ilişkiler konusunda programlar yaptı. Yazar Ahmet KOCACAN, hali hazırda ülke sathında ve Avrupa’da seminer, eğitim ve konferanslar düzenlemenin yanı sıra, sinopşehirgazetesi, duragan57.com, damla.nl isimli yurt içi ve yurt dışında çeşitli gazete ve internet sitelerinde eğitim ve aile konularında köşe yazarlığı da yapmaktadır. Ayrıca Ahmet Kocacan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın gönüllü ve sertifikalı eğiticilerindendir. Kendisi seminer, eğitim, kitap ve yazarlık çalışmalarındaki hedefini, “en büyük derdim, bu toplumun ve çocuklarının mutluluğu ve başarısıdır” sözleriyle özetlemektedir. Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, Türkiye’nin her yerinden ve Avrupa’dan seminer programları için davetler almanın yanı sıra yeni proje ve kitap çalışmalarına devam etmektedir. Ahmet KOCACAN evli ve iki çocuk babasıdır. Yayınlanmış Eserleri . Ben Bisiklet İstiyorum (3. Baskı) . Büyüdükçe (4.Baskı) . Davranış Reçetesi (2. Baskı) . Iki Gönül Bir Olunca (1. Baskı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.