BAYRAM BİRLİKTELİĞİN BAĞIDIR!

İnsanoğlu değişimi yakalayan ve değişimin getirdiği sonuçlarla birlikte kendini geliştirebilen, düşünebilen ve üretebilen canlıdır.
Bu nedenle de hem kendi ırkı, hem de yaşayan canlılar için yegane tehdit olan insanoğlu doğaya hükmetmeye kalkan ona dizgin vurmak için teknolojisini geliştiren yegane varlıktır. Bu gün bireylerin doğa ile sorunu yoktur. Devletlerin ise bireyler adına yaptıkları çalışmalarla doğal yaşam adeta kabuğuna çekilmiş, çoğalan insan nüfüsu karşısında çaresiz kalmıştır. Doğa bozulan . dengesini Korumak ya da sonuçlarını insanoğluna hatırlatmak için kimi zaman yerden lav olup fışkırmakta, kim zaman sel olup dağlar aşmakta, kimi zaman da kasırga, olup ilahi adaleti tecelli ettirmektedir. Onun için denilir ki “doğanın kanunu değişmez!” Değişen sadece insanoğlu ve buna bağlı olarak değişen zaman mefhumudur!
İnsanlık tarihinin var oluşu ile başlayan süreçte zaman mefhumu yazılı tarihe dip notlar düşürmüş, gelen her nesil geçmişin hikayeleri ile büyümüştür. Yetişen nesiller büyüklerinin kimi zaman eski bayramlarına, kimi zaman da örf, adet ve geleneklerine bağlılığın önemine vurgu yapan konuşmalardan nasibini almıştır. Yetişen yeni nesil de bu söyleşilerde kendince savunma mekanizmaları geliştirmiş, değişen zaman mefhumuna dikkat çekerek; ‘Zaman o zaman değil’ diyerek değişime ayak uydurmak zorunda olduğunun altını çizmiştir.
Ve insanlık tarihinin başladığı dönemden günümüze değişmeyen tek olgu insanlığın inandıkları uğruna verdiği mücadeledir. Bu’mücadelenin tek gayesi ölümden sonra başlayan yaşamda mükafat kazanma, isimler değişse de değişmeyen mefhum ve isim olan ‘Cennete’ kavuşma ve bu ilahi yarışı kazanma kavgasıdır. İnsanlık alemi dinleri, dilleri, derileri ve ırkları farklı olsa da tek düze yaşamın ötesinde inandıklarını hayata geçirme kavgası veren ve bu uğurda mücadele eden, ölümü de göze alabilen doğaya aykırı tek varlık olmasının gayesini özde bu amaç oluşturmaktadır.
Onun içindir ki ilahi dinlerin ve inen bütün peygamberlerin amacı insanlık alemini yüce yaratıcıya götürecek yolu açmaktır. Bu yolu açarken hoşgörü mayasını işlemiş, yaratılanı sev yaratandan ötürü düstüruyla şekillenmiş, insana hizmeti Hakk’a hizmet olgusu ile bütünleştirmiş, varlık sebebini inandığını yaşamak ve yaşatmak olarak şekillendiren son din İslam’da kendinden önce inen ilahi kitapların ortak emri olan Allah rızası için oruç tutmayı farz kılmıştır. İşte İnsanlığın başladığı günden bu güne şekillenen, geçmiş ve gelecek arasındaki değişmez bağlarımızdan biri olan zaman mefhumu karşısında doğanın bozamadığı, insanlığın genlerine işleyen sosyal olgunun taa kendisi olan Bayram nefhumunda en önemli özellik olan yardımlaşma, dayanışma ve kaynaşmanın en güzelini idrak ettiğimiz milyarlarca müslümanın hamdü senalar ederek kavuştuğu Mübarek Ramazan Bayramının arifesindeyiz.
Bu bayram insanlık aleminin muhtaç olduğu, bir ve beraber olmanın aynı amaca yıllardır hizmet ettiğinin de bir göstergesidir. Bu nedenle Müslüman olarak tuttuğumuz orucun, kıldığımız namazın kendimizle bağlantılı, greçmişimizle ilintili, geleceğpimizle olan bağlantılarını düşünerek idrak etmeli; küskünlükleri, kırgınlıkları bir kenara koyarak bu bağları daha da güçlendirecek sosyal olgularımızı ön plana çıkartmalı, zamana yenilmeyen ve yenilmeyecek olan bu dini bayramımızı aynı kudsiyet içinde kutlayabilmek adına yeryüzüne şekil veren bir milletin evlatları aynı ruhla devletine sahip çıkmalıdır. BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

MUSTAFA EKER

1203

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.