CENNET DÜNYADA, CENNET ADINA CEHENNEMİ YAŞAMAK YAŞATMAK!

Bu gün yeryüzünde dinler mücadelesinde her din kendi değerleri adına bir başka dinin mensuplarına cehennemi yaşatıyor…
Hepsinin tek amacı var, cennete gitmek!
Cennet yolunda ölen ya da öldürülen binlerce insan…
Peki yeryüzünde acı çeken kan ve gözyaşına boğulmuş coğrafyalarda hangi dinin mensupları yaşıyor?
Hepimizin sorusunu doğru bildiğimiz tek gerçek herhalde bu olsa gerek; İslam coğrafyası…
Peki neden?
Her mezhebin, her tarikatın, her cemaatin ortak savunması; batı dünyası, İsrail, haçlı güçleri açıklaması olduğunu da duymayan kulak yoktur…
Evet…
Cennet uğruna; mezhep adına, insanı katleden, insanı öldüren, yaşamdan alıkoyan, kadını hapseden çocuğu silahlandıran ve masum insanları acıya gark eden bu yapı gerçekten cennet vaat ediyor mu?
Hiçbir din insan oğlu’na yaşadığın bölgeyi ve coğrafyayı kan ve göz yaşına boğ emrini vererek cennetle insanı müjdelemez!!!
Bu sapık anlayış maalesef bu gün yeryüzünde kendine sürekli yeni alanlar bulurken, yeni söylemlerle binlerce insan ölürken, söylem sahipleri saltanat keyfi sürmektedir.
Onlar bu dünyada eziyet cefa görmeden cenneti yaşarken, mahdumlarına cennet söylemleri ile yeni katliamların önünü açacak kadar cennet vaat eden bir yapının da sahipleridir.
Kapitalist sistemin belki de en acımasız yanı üretirken, emek üzerinden zenginleşen bireylerdir.
Peki din üzerinden hiç bir üretim yapmadan insanların inançları üzerinden pazarlanan ve bu uğurda yüzlerce insanın alın terine göz diken yapıya verilen ad ne olmalıdır?
Bu noktada maalesef birey olarak çaresiz, düşünen kullar olarak yetersiz kalmaktayız..
Çünkü; ilmin ve bilimin yerini daha çok dini referanslı kaynaklar işgal etmeye başladığında akıl tatile, birey cennete(!?), insanlık mezarlığa düşmüş oluyor…
Bir Carl Sagan adlı düşünürün şu sözü;
“Bilimde, bilim adamlarının sıkça ‘Biliyor musunuz, bu iyi bir argüman; benim fikrim sanırım yanlış’ dediğini duyarsınız. Ve sonra fikirlerini değiştirirler ve onlardan artık eski bakış açısını bir daha duymazsınız. Bunu gerçekten yaparlar. Olması gerektiği kadar sık yapmazlar, çünkü bilim adamları da insandır ve değişiklik çoğu kez zordur. Fakat bilimde her gün olur bu tür bir şey. Politika’da veya Din’de ise böyle bir şeyin en son ne zaman olduğunu hatırlamıyorum bile.”

Ve Walt Whitman adlı bir düşünürde şunu söylüyor;
“Öbür dünyalarla uğraşmak aramızdaki kötülükleri düzeltmez, bu dünyaya odaklamak bize yardımcı olabilir”

Ve Atatürk diyor ki;
”Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.”

120128

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.