DEVLET İLE SİYASETİ AYIRIN!

Bu hafta aslında sadece 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili bir şeyler yazmak istiyordum.
Fakat 15 Nisan Pazar günü AKP Durağan ilçe teşkilatının gerçekleştirdiği ve adına istişare toplantısı dediği fakat hukuku ve demokrasiyi ayaklar altına alan bir uygulamaya tanıklık ettikten sonra iki konuyu bir yazmaya karar verdim.
İstişareler ya parti içi yapılır ya genel anlamda devlet organları yetkililerinin fikir alışverişi çerçevesinde..
Bunu yazarken okuyan birçok vatandaş şunu düşünebilir! Bunda ne kötülük var? Bir vekilin halkı ile buluşmasında onlarla fikir alışverişinde bulunup yatırımlar hakkın da bilgi vermesi normal değil mi diye düşünebilir!
Devlet; yasama-yürütme ve yargı erki bağımsız olmasının temelidir.
Devlet siyasi mekanizmaların oyuncağı değil yasaların ve yazılmış metinlerin bürokratlar aracılığı ile uygulandığı olgunun adıdır. O nedenle siyasetle devlet mekanizması gelişmiş ve demokratik tüm ülkelerde ayrı kurum ve kuruluşlar olarak tanımlanır. Tüm dünya da siyaset mekanizması halka projelerini anlatır o projelerin hayata geçmesi hususunda yetki ister yetkiyi aldığında yasalarla bunu gerçekleştirir, uygulamaları ile de gösterir. Tüm gelişmiş demokratik ülkelerde eşit şartlarla siyaset, devlet imkanlarından aynı oranda faydalanma, devlet unsurlarının baskı ve tehdit mekanizmasına dönüşmemesi için siyasetin güdümünden uzak tutulur ve bu yasalarla güvence altına alınmıştır.
Çünkü; devletle siyaset ayrı unsurlardır. Devletin temeli ve çatısı yasama erki olan milletvekilleri ile değil bakanlar kurulu olan yürütme aracılığı olur ve devleti idare eden unsurlar onlardır.,
15 Nisan’da yapılan toplantıya önce Durağan Belediye Başkanı Ahmet Kılıçaslan ve Ahmet Usta ile birlikte bir kısım esnafı da atlamak sureti ile esnaflarla istişare toplantısı diyerek çağırır. Muhtarları gördüğümde onlarda bana sohbette ‘vekil sadece muhtarlarla toplantı yapacakmış onun için geldik söyleyeceklerimiz var’ sözlerini söylediler. Bende kendilerini esnafı da davet etmişler dediğimde şaşırdılar. Bize sadece muhtarlar diyerek çağırdılar’ İfadesini kullandılar. Kısacası kimsenin kimseden haberinin olmadığı bir bilgilendirme toplantısı 15 Nisan Pazar günü tüm halkı davet eden sürekli anonslarla yapıldı.
Ben isterdim ki parti bayrağı olmadan vekil; esnaf odasına haber verse ya da her meslek kuruluşunun kendi üyeleri ile ayrı toplantılar düzenleyerek onların dertlerini dinleyip çözüm üretse.. Amaa nerde? görünen o ki Durağan hiçbir ilçe de olmayan hiçbir ilçe de yapılmayan 3. Sınıf sorgulamaya araştıurmayan kendi korkuları ile yaşayan bir ilçe görünümde yoluna devam ediyor. Yapılanlar göze kulağa hoş geliyor. Siyaset bundan nemalanıyor, ama koca bir ilçenin ismi bu iş bilmeyen tavırlar, siyaset ile devleti ayıramayan eylemler yüzünden her gün daha da gerilere düşüyor. İnsanımız alamadığı hizmetin, yanı sıra bir de alay konusu edilir hale getiriliyorsa bunun vebali bu ilçeyi yöneten ve siyaset yapan bizleredir.
Siz eğer her seçim değişecek olan milletvekillerine yürütme erki vermeye kalkar devleti onun hizmetine sunarsanız o ülkede demokrasi kalmaz dikta başlar. Bu da çok vahim sonuçları doğurur.
Durağan’da anayasal kuruluşlar olan meslek temsilcileri, odalar, sivil toplum kuruluşları var iken bunları göstermelik ziyaretler yapıp kendi başınıza esnafı gezer, muhtarı kendiniz toplar, üstelik bir de bürokratları memurları çağırır siyasi parti bayrağı altında, il başkanının ilçe başkanın konuşma yaparsa buna istişare değil dayatma, korkutma sindirme ile devlet gücünü orantısız kullanma siyasi propaganda adı verilir. İstişarenizi partililerinizle yapabilirsiniz, esnafı ziyaret edebilirsiniz. Belediye vatandaşlara sizlerin de katılımı ile memuru bürokratı ile siyasi parti bayrağı olmadan il ve ilçe başkanına konuşma hakkı sunmadan vatandaşla bir araya gelebilir icraatlarını anlatır, dertlerini dinleyebilir. Devlet terbiyesi bunu gerektirir.
Devlet; partilerin oyuncağı değil ancak onlara hizmet etme mekanizması , siyasi partiler de halkın kendi kendini yönetmesine aracılık eden kuruluşlardır.
İşte o nedenle 1923’te sadece dünya da ilk kez devlet sıcak yüzünü seçilenlere seçim yapmak isteyenlere bir şey hatırlatmak için ‘çocuk bayramı’ adı ile bir bayram sunmuştur. Bu bayram yaşayan bireylere düşünen bireylere unutmayan ailelere acı ve gözyaşından sonra kurulmuş bir devletin her şey çocuklarımızı mesajının ta kendisi olup; dünya da çocuğu hatırlayan tek liderin dünyaya armağanıdır.
Bu gün TBMM’nde görev yapıp seçilenler, devleti ayağa düşürüp seçenlere güç gösterisinde bulunup siyasetini devlet eli ile vatandaşına eşit sunmayanlar çocuklarımızın geleceğinden çok şey çalıyorsunuz. Unutmayın ki; siyaset uğruna mevki makam uğruna devlet terbiyesini unutur, siyasi parti bayrakları altında bürokratı, memuru müdürü siyasallaştırırsanız gelecekte sizin çocuklarınızda seçilemeyenler arasında kalacak olanlardan olabilir ve geleceği onlara zehir eden isimlerden biri de siz olacaksınız!
Bir ulusa seçme hakkı veren cumhuriyet milleti ile yaşarken TBMM ile geleceğimiz hayat bulmalı… Çocuklarımız güce değil fikre fikir veren gelişen ve değiştiren bir ülkede büyümelidir. Büyümek sadece fiziksel büyüme değildir. Hayalleri olmak, çocukların tek aileden gelen hanedanlar değil yaşadığı coğrafyadan; Çoban Sülo rahmetli Süleyman Demirel’in başbakan, cumhurbaşkanı olduğu, rahmetli Karaoğlan Ecevit’in ülke yönettiği, rahmetli Türkeş’in Kıbrıs’tan gelip kitleleri harekete geçirdiği, Rahmetli Erbakan’ın ağır sanayi hamlesi ile yön verdiği ve ulu önder ATATÜRK’ün “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.” dediği bir TBMM olmalı..

12060

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.