İNTERNET İCAT OLDU MERTLİK BOZULDU

Belli ki sosyal medyayı çok sevdik. Ha bire sosyalleşiyoruz. Artık hayatın kalbi orada atıyor. Yemekler, geziler, tercihler, beğeniler, düğünler, doğumlar, aşklar, sevgiler hatta izdivaçlar bile orada filizleniyor.
Özellikle gençler arasında iş o raddeye geldi ki ‘sosyal medya hesabım yok’ demek, ‘ben yokum, ben eziğim’ demekle eşdeğer hale geldi. O nedenle ele güne rezil olmama adına mutlaka birkaç tane sosyal medya hesabı edindiler.
Birisine hakaret etmek, kavga etmek, kalp kırmak insani bir zafiyettir. Vicdanın iflası, izanın tedavülden kalkması, insafın bertaraf edilmesidir. Ancak yanlış bir şey olan kavga etmenin bile eskiden kendine has bir usulü vardı. Sanal medyanın hayatımızı kaplaması ile birlikte o konunun süreçleri de bir başka boyuta sürüklendi.
Tercihlerin şekillendiği, sevgilerin başladığı, izdivaçların filizlendiği bu ortam ne yazık ki tartışma ve kavgaların da ateşlendiği ve körüklendiği yer olma vasfına da sahip. Bu nedenle özellikle gençler arasında sanal platformlar, kavgaların başlama vuruşunun yapıldığı ortamlar haline geldi.
Gerçek hayattaki kavgalarının nedeni araştırıldığında –ilginç bir şekilde- çoğunun nedeni sosyal medya ortamları olarak karşımıza çıkıyor. Taraflar öncelikle sanal ortamlarda tartışıp bazen de küfürleşip birbirlerine tehditler savuruyorlar. Ardından da birbirlerini gerçek hayatta kırışmaya davet ediyorlar. Sonuç; acı ve hüsran…
Bilemiyorum ama sanırım gerçek hayatta kolay kolay söyleyemeyeceğimiz söz ve hakaretleri sanal platformlardan söylemek işimize geliyor. Bir insanın gözlerinin içine bakarak ona hakaret etmek kolay değildir. Lakin klavye başında istediğinizi yazmak mümkündür. Zira klavyenin beden dili olmadığından, size herhangi bir tepki vermesi ve yüzünün kızarması söz konusu değildir.
O nedenle klavye tetikçiliği yapmak bana sorarsanız aynı zamanda bir kolaycılık alametidir de. Gerçek dünyada gerçek kişilere karşı duygu ve düşüncelerini açık ve net bir şekilde ifade edemeyenler, ekranları kendisine siper ederek, klavye marifetiyle her türlü cesur gösteride bulunabiliyorlar.
16. asırda yaşayan Köroğlu “tüfek icat oldu mertlik bozuldu” demişti. Bugün bu sözü “internet icat oldu mertlik bozuldu” şeklinde söylemek yanlış olmaz herhalde.
Ne diyelim?
Allah basiretimizi, ferasetimizi, irfanımızı ve ahlakımızı artırsın!
Allah bizleri, klavyesini kavgaya ve şiddete değil, sevgiye ve muhabbete aracılık edenlerden eylesin…
Âmin…

12091

Ahmet KOCACAN

Ahmet KOCACAN

Eğitimci-Yazar-Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, 1977 yılında Balıkesir’de doğdu. İlköğretim ve ortaöğrenimini doğduğu ilde tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünden lisans diploması ile mezun oldu. Daha sonra Anadolu’nun değişik il ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla görev yaptı. Aynı zamanda yurt içi ve yurt dışında farklı kurum, kuruluş, dernek, seçkin okul, kreş ve dershanelerde öğretmen, öğrenci ve veli odaklı yüzlerce eğitim semineri ve konferanslar düzenledi. Ahmet Kocacan'ın 2010 yılında BEN BISIKLET ISTIYORUM , 2011 yılında BÜYÜDÜKÇE, 2013 yılında DAVRANIŞ REÇETESI, 2015 yılında da IKI GÖNÜL BIR OLUNCA isimli yayınlanmış -şimdilik- dört eseri bulunmaktadır. Bu kitaplar okuyucuların fevkalade beğeni ve takdirini kazanmış ve kazanmaya devam etmektedir. Ahmet Kocacan çocuk ve aile konularında danışmanlık ve yazarlık yapmanın dışında farklı Avrupa ülkelerinde (Almanya, Fransa, Hollanda, Isviçre ve Belçika) seminer ve eğitim çalışmalarında da bulundu. Televizyon programlarına konuk olarak katılarak çocuk eğitimi ve eşler arası ilişkiler konusunda programlar yaptı. Yazar Ahmet KOCACAN, hali hazırda ülke sathında ve Avrupa’da seminer, eğitim ve konferanslar düzenlemenin yanı sıra, sinopşehirgazetesi, duragan57.com, damla.nl isimli yurt içi ve yurt dışında çeşitli gazete ve internet sitelerinde eğitim ve aile konularında köşe yazarlığı da yapmaktadır. Ayrıca Ahmet Kocacan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın gönüllü ve sertifikalı eğiticilerindendir. Kendisi seminer, eğitim, kitap ve yazarlık çalışmalarındaki hedefini, “en büyük derdim, bu toplumun ve çocuklarının mutluluğu ve başarısıdır” sözleriyle özetlemektedir. Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, Türkiye’nin her yerinden ve Avrupa’dan seminer programları için davetler almanın yanı sıra yeni proje ve kitap çalışmalarına devam etmektedir. Ahmet KOCACAN evli ve iki çocuk babasıdır. Yayınlanmış Eserleri . Ben Bisiklet İstiyorum (3. Baskı) . Büyüdükçe (4.Baskı) . Davranış Reçetesi (2. Baskı) . Iki Gönül Bir Olunca (1. Baskı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.