İSLAM’I 20 KURUŞA SATMAK

Malum kamuoyu gündemi oldukça yoğun. Bu yoğunluğun nedeni ise bir zamanlar hakkında methiyeler düzülen, siyasilerle kol kola görüntülenen, seçim çalışmalarında bulunan, şimdilerde ise adı suç örgütü lideri olarak lanse edilen birinin peş peşe yayınladığı videolarla ortaya attığı iddialar. Bu iddialar hakkında harekete geçmesi gerekenler cumhuriyet Savcıları ve iddiaların odağında olan kişilerdir.
Çamur at izi kalsın düşüncesi bizim gibi toplumlarda her zaman geçer akçedir. Ancak günümüzde atılan çamuru da izini de temizleme işi bağımsız yargınındır. Haklarında iddialar yöneltilenler sadece iddialar asılsızdır, amaç başkadır demek yerine kendi adlarına yargıya başvurarak bu çamurdan da izinden de temizlenme yolunu seçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Siyasi tarihimizde bunun örnekleri mevcut.
Bu girişten sonra yazımı biri “devlet adamı” diğeri ise “Müslüman” kavramı ile ilişkili iki kıssa ile bağlamak istiyorum. Kıssalardan hisse çıkarmak sizlere kalmış…

Adama Göre Adam

İncili çavuş 1600’lü yıllarda yaşamış yaptığı oyun ve nüktelerle meşhur olmuş biridir. Osmanlının 4. Murat zamanında yaşadığı rivayet edilmektedir. Hakkında bilinenler az olmakla beraber bir kısmı ise uydurulmuştur. Asıl adı Mehmet veya Mustafa’dır. Kayserinin Tomarza ilçesinde doğduğu söylenmektedir.
İncili Çavuş iyi bir eğitim görmüş, Farsça ve Arapça bilen, olgun, zeki, kinayeli fıkralarıyla, nüktedan ve hazır cevap bir devlet adamı olarak anlatılır. Zamanında Fransa’ya elçi olarak gönderilmiştir.
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral, bunları görünce dayanamayıp, “Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı” diye sorunca İncili Çavuş, “Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.” cevabını vermiş…

İslam’ı 20 Kuruşa Satmak

Zamanında İngiltere Londra’da bulunan camiye yeni bir imam gönderilmiş. İmam görevli bulunduğu camiye gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman da aynı şoföre denk geliyormuş.
Bir gün İmam bilet alırken şoför farkına varmadan Türk parası karşılığıyla 20 kuruş fazladan vermiş. İmam şoförün yanlış olarak verdiği para üstünü oturduğu zaman sayınca fark etmiş. Aklından “20 kuruşu geri versem mi acaba şoföre?” diye geçirmiş. Ancak içinden bir ses ona “20 kuruş çok gülünç bir para ve şoförün de umurunda değildir. Zaten otobüs şirketi de çok para kazanıyor demiş. Hem 20 kuruş onlara bir şey kazandırmaz.”
İmam ineceği durağa yaklaşınca içinden gelen sesi değil vicdanının sesini dinlemiş ayağa kalkarak şoförün yanına gitmiş ve elindeki 20 kuruşu şoföre uzatarak; “Bilet için verdiğim paranın üstünü fazla verdiniz.” demiş. Şoför ise gülümsemiş ve İmama hitaben:
“Siz camiye yeni gelen imam değil misiniz? Uzun bir zamandır sizin caminize gelerek ziyaret etmek istiyordum. İslam’ı sizden öğrenmek için. Parayı da bu yüzden bilerek size fazladan verdim. Sizin nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.” Demiş.
Bu sözleri işiten İmam otobüsten inerken ayakta duracak mecali kalmamış, neredeyse yere yığılacak, düşecekken bir direğe tutunuvermiş. İmam bir yandan gözlerinden yaşlar dökülüyor, bir yandan da; “Allah’ım az kalsın İslam’ı 20 kuruşa satıyordum!” diye mırıldanıyormuş…

12013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.