KATIRA BENZESE DE EŞEK HEP EŞEKTİR!

Mehmet Baransu..
Nazlı Ilıcak..
Nagehan Alçı..
Erkan Tan ve daha bir çoğu..
Tümü Rasim Ozan Kütahyalı karakterine sahipler. Beraber yalayıp yuttular, beraber kumpaslara, yalanlara çanak tuttular.

Rasim Ozan Kütahyalı..
Terbiyesizin, hadsizin önde gideni..
Ergenekon kumpascısı Mehmet Baransu’dan hiç bir farkı yok. Kumpas davası olduğu herkesçe bilinen “Ergenekon ve Balyoz” davasının baş aktörlerinden birisi olan kaçak savcı Zekeriya Öz için, “heykeli dikilmeli” diye bağıra, bağıra konuşan birisi. Şerbete göre nabız, nabza göre şerbet veren tiplerden. Konuşmaları tamamen laçka, itici, bir hayli egosu yüksek, yalandan ve menfaatten beslenen gazeteci geçinen ama hiç bir dönem gazeteci olamayan şahsiyetin ta kendisi. Her devrin adamı olmuştur ancak hiç bir devir adam olamamıştır. Yanlışı doğru diye savunur, doğru olanı da yanlış diye savunur. Dindar geçinir dinle alakası yoktur. Spor yorumcusu geçinir, sporla alakası yoktur. Tüm odak noktası paradır. Para için girmediği kılık kalmamıştır. Döneme ve şartlara göre, asker düşmanı oldu, Öcalan’ın bariz savunucusu oldu, Fetönün övücüsü oldu. Kısaca girmediği kılıf kalmadı. Beyaz tv’de canlı olarak yayımlanan programda bu ülkenin çimentosu olan boşnaklara yönelik sarfettiği adice sözler şerefsizce ve alçakca idi. Bu şahsa en sert tepki MHP Milletvekili Saffet Sancaklı’dan geldi. Boşnak kökenli milletvekili olan Sancaklı, bu kişilik yoksunu şahsın sözlerine karşılık olarak ciddi adımlar attı ve sert söylemlerini eyleme dönüştürdü. Bu karakter yoksunu olan şahsı ekranlardan uzaklaştırmayı nihayet toplumsal tepki eşliğinde başardı. Aslında bu şahsa bugünlerde verilen tepkiler, yıllar önce önces Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının yaşandığı, çözüm süreci denilen PKK’yı sevdirme ve sevindirme dönemlerinde gösterilseydi bu ekran soytarıları asla Türk milletinin önüne çıkamaz, şımarıkça tavırlar sergileyemezlerdi. Bu ve bunun gibilerin revaçta olduğu bir ülkenin doğruları hep arka planda gizli, saklı kalır. Ne diyelim, Eşeğe altın semer vurmakla değeri artmaz. Eşek her zaman eşşektir. Önemli olan adam olabilmek, dik durabilmek, yalayıp yaranmamaktır. Bu şahsın ekranlarda boy gösterip adaletin işlememesi, adaletin işlediği insanlar arasındaki özelliği nedir? Diğerleriyle aynı tabaktan nemelanan Rasim Ozan Kütahyalı denilen şahsiyet yoksunu neden halen dışarıda? Masum olanlarla, gerçek suçlu olanların ayıklanmadığı bir ülkede adalet nasıl tesis edecek? Son sözüm, Allah’ın adaletini asla unutmayın ve ona göre davranın..

KENDİNE GELMEZSEN TEHLİKE GELİR!
Yapay gündemle ülke yönetiyorlar.
Dünyada olmayan tecavüzler, bizim ülkede oluyor. Dünyada olmayan hırsızlık, bizim ülkede oluyor. Dünyada olmayan rant, bizim ülkede var. Dünyada olmayan rüşvet, bizim ülkede oluyor. Dünyada olmayan kul hakkı, bizde tavan yapmış. Dünyada olmayan israf, şatafat, gösteriş bizim ülkede oluyor. Hal böyle iken, bizim ülke müslüman! Dünya ülkeleri ise Hristiyan, Yahudi, Budizm veya ateizim. Bu işte bir terslik var. Bozukluk dinde ya da dünyada değil, bozukluk kendini teslim eden bizim insanımızda. Herkes ekran karşısında tv izliyor. Kimi dizilerin esiri, kimi futbolun, kimi ise saçma sapan programların. O bir şeyleri izlerken aslında yozlaştığını, gerçeklerden uzak bırakıldığını, doğruların yalan, yalanların da doğru olduğu algısı ile yönetiliyor. Cebinde para yok, “ekonomi çok iyi” diyor. Mağazaya gidemiyor, taksiye binemiyor, akrabasını ziyaret edemiyor, komşuya gidemiyor, gezip tozamıyor, sofrasında çeşit bulunduramıyor. Madden kopuk olduğu kadar, manevi hayattan da kopuk. Tv karşısında uyuşan bir insanın aklını ve vaktini esir etmemesi mümkün değildir. Televizyonların değil kitapların olduğu, kitapların okutulduğu haneler olmadıkça, plazma tv meraklısı ev hanımları oldukça yetişen yeni nesilden de pek umutlu olmamak lazım. Çünkü tehlike çok sinsi geliyor içimize. Suça meyilli toplum hızla yayılıyor git gide..

 

EĞİTİMSİZ EĞİTİM!

Eğitim ve Öğretimin sürekli sistem değişikliği ile değerlerden uzak bırakılması, öğrenciler üzerinde büyük bir psikolojik vaka haline gelen, yarış atı gibi çocukları seviyesizce, eşit mesafede olmayan bir sahada koşturup sonrada, “niye koşturdunuz”? denilen bir çarkta, görevini layıkıyla yapmaya çalışan cefakar, vefakar tüm öğretmen ve eğitmenlerimizin “Öğretmenler Günü” kutlu olsun. Onlar bizim her şartta baş tacımız..

12046

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.