KİN, NEFRET ve AHLAKSIZLIK DİLİ YÜKLEMEYİN!

Durağan’a bir bakan geldi, pir geldi. Gider gitmez de hem ülke gündeminin hem de Sinop’un gündemi oldu.
Neden; açılan bir döviz(pankart) ülke gündemine bomba gibi düştü.
Aslında açılan dövizi taşıyanın bir çocuk olması yazılanlar ise argo ve demokrasi dışı bir yaklaşım sergilemesinden kaynaklanıyordu.
Döviz’de ne yazıyordu; “hükümeti indireceklermiş, siz benim donumu bile indiremezsiniz!”…
Söze bak hizaya gel..
Bu dövizi bu çocuğumuzun eline tutuşturanların demokrasi diye bağırması anayasaya daha çok özgürlük ve eşitlik için yapıyoruz demesi oldukça manidardı….
Ama unuttukları gerçek ise o meydana dolduran kitlelerin kendilerine hakaret edildiğinin farkında bile olmadan alkış tutmaları idi…
Niye mi?
Demokrasi ne için vardır? Halkın seçim hakkının olması oy çokluğu ile halkın kendi kendini idare etmesidir.
Ama bu döviz başka niyetleri göstermekte ya da bilinçsizce yapılmış bir eylem olarak tarihe geçecektir.
Ama şu unutulmamalıdır; halk isterse hükümeti de indirir, diktatörü de!!!
Nerden mi biliyorum; 15 Temmuz’da bu halk kendi iradesine ipotek koymak isteyenlere karşı topyekün bir mücadele örneği sergileyerek, demokrasiye sahip çıktı ise bu birlikve beraberliğin eseridir.
Yani halk istedikten sonra hiç bir güç kuvvet onun önüne duramaz..
Bu kadar absürt bir dövizle basının ve halkın karşısına çıkılması, küçük bir çocuğun eline tutuşturulan dövizle Türkiye ye mesaj verilmesi yadırganmıştır.
Çocuklar reklamlar da elbette oynar.
Çocuklar kendilerine uygun olmayan söz ve davranışların içerisinde yer alamaz, aldırılamaz.
Tepki de bunadır.
Ama böyle bir dövizi o çocuğun eline tutuşturanlar şu gerçeği görmemiştir. Halkın gücünün her şeyin üstünde olduğu, kendi destekledikleri iktidarı da oraya halkın getirdiği ve halk isterse kendilerini de tiranlarını da al aşağı edebilecek güç olduğunu idrak edememiş olmalarıdır.
Özellikle bakan ve aile bakanın yardımcısının gözleri önünde bir çocuk böylesine argolu demokrasi dışı birdövizle karşısına çıktığında gösterdiği tepki bu olmamalı o dövizi elinden almalı, ona o dövizi veren şahsı yanına çaığırıp, gerektiği şekilde tepkisini ona gösterebilmeliydi.
Büyüklerin işine çocukları, çocukların ruh dünyasına büyüklerin ağzını monta ettiğinizde dünyanın her yerinde tepki görürsünüz!
O yaşta bir çocuğun elinde çiçek, dilinde sevgi, yüreğinde millet aşkı olmalı idi. Ama demokrasiye karşıt görüşlere kin ve nefret söylemi ile besleyenler, aslında en büyük kötülüğü kendilerine yapmaktadırlar.
16 Nisan’da gidilecek referandum işte sadece bunun için bile yeterlidir. Bu güne kadar bu ülkede çocuklar siyasette sadece sevginin, hoş görünün ve geleceğin sembolleri olmuş, umutlarla süslenmiş, hep onlar adına çalışan siyasiler söylemleri ile yer bulmuştur. Bu dövizle artık çocuklar karşıt görüşlere kin ve nefretle bakmayı öğreniyorsa, okullardan toplanan çocukların ellerine tutuşturulan dövizlerle muhalefete yüklenilmeye başlandı ise asıl şimdi daha çok HAYIR deme zamanıdır. Bak ne diyor döviz; “hükümeti indireceklermiş; siz benim donumu bile indiremezsiniz’
Sormak lazım; halk eğer seçtiklerini oy ile indiremeyecekse, sizi o koltuklardan kim indirecek? Sizi koltuğa oturtan halk sizi indiremiyorsa bunun adı nedir?
Yani kısacası kaş yapalım derken göz, demokrasi derken krallık getirmeyin beyler..
Çocuklarımıza taşıtacaksanız, çiçek verin, gül verin güzel bir gelecek verin ama kin, nefret ve ahlaksızlık dili yüklemeyin vesselam…

12047

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.