LİDER O Kİ; KENDİNDEN SONRAKİ KAVGALARI GÖRMELİ!

Bazen oturup düşünürsünüz;
Neyi değiştirmek istiyorsun?
Değiştirmek istediğin olgulara aslında sende çoktan teslim olmuş, makam ve mevkii uğruna ideallerinden haklı olduğu olgulardan vazgeçen yığınlar karşısında ben ‘DON KİŞOT’ olmak zorundamıyım? diye hayıflanırsın..
Bir hırsla hışımla kalkarsın. Sonra yolda gördüğün ve sana selam veren çıkarsız, iktidara biat etmeyen koltuk beklemeyen sadece ‘ADALET’ isteyen insanlar görürsün..
Onların zayıflığı karşısında vicdanın tekrar başlar muhasebeye; ben mecburum bu insanların sesi olmaya, onların kalemi olmaya, uğradığı haksızlıkların adaletsizliklerin yüksek perdeden konuşmaya der yenilirsin vicdanındaki o masum sese..
Suçlayamazsın kimseyi..
Bu çaresizlikte benim katkım nedir? dersin..
Bir yerlerde yanıldığını, insanların devlet algısının değiştiğinin farkına varırsın..
Küçük kız çocukları görürsün… Babaları tarafından Atatürk düşmanı olarak yetiştirilmiş..
Oysa ona verilen tüm hakların insanca yaşamın kaynağının Atatürk olduğunu öğretemediğini anlarsın.. .
Bir dil konuşursun bir yerde bu ülkeye bu ülkenin şehirlerine ilçelerine başkan olmaya namzet isimlerin ‘Dil devrimine’ karşı bir gecede cahilleştik… Mustafa Kemal bir gecede Arapçayı,  Osmanlıca’yı kaldırarak bu milletin geçmişi ile bağlarını kopardı dediğini duyarsın…
İşte orada yüreğinde fırtınalar kopar..
Anlamazsın!!!..
Bir milletin genetiğinde yoksa gırtlak; ister ney ver, ister saz dilden çıkmaz kendi dilinden başka bir söz..
O nedenle asimile etsende dil evde başlar, sokakta susar, ocak başında harlanır..
1928 harf devrimi de böyledir.. evde konuşulan dil, sokağa inmiş, defterde yazılı alfabe aslına dönmüştür. Türkçe Kiril alfabesi ile doğup Uygur Türkü ile şekillenip Arapça ile bozulmuş farsça ile kaybolmuş, Latin alfabesi ile kendine gelmiştir.
1932 yılında kurulan Türk dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu bu ülkenin yüz akıdır. Bu güne kadar hiç bir liderin kendi milletine böyle bir mirası nasip olmamıştır.Öyle bir denetim mekanizması kurmuştur ki; Türkiye İş bankasında Atatürk’ün hissesi olan %28.1 lik oranın yönetim hakkı CHP’ye, kullanım hakkı ise Türk Tarih Kurumu ile Türk dil kurumuna bırakılmıştır. Bu paralar hiç bir şekilde siyasi çalışmalarda partinin hizmetlerinde kullanılamaz sadece bu paraların bu kurumlara aktarılıpğ aktarılmadığı hususunda denetleme, yönetme hakkında sahip 4 kişinin CHP tarafından atanmasına aracılık ederler. Bu gün bu ülkede Atatürk’ten kalan tüm değerler fabrikalar sanayi tesisleri, maddi değeri olan tüm varlıkları satılırken manevi varlıklarında kaybolmaması için Mustafa Kemal bu günleri görerek, yaşayan yaşatılan 2 kurumu maddi kaynakları bırakarak yaşatmayı başarmıştır. Bir ayağında kurucu parti CHP diğer ayağında ise parasını isteyen ve nereye harcandığını belgelemek zorunda olan Türk Dil ve Türk Tarih Kurumudur. Bu gün dünya çapında Türk dil şuraları, Türk dünyası araştırmaları yapılıyorsa bu kurumları ayakta tutan kaynağın gücün ne olduğu iyi anlaşılmalıdır. Bu kurumlar var oldukça bu paranın CHP’ne geçmesi mümkün olmadığı gibi iktidara gelen diğer siyasi partiler tarafından kapatılması da mümkün değildir. Kapatılması halinde bu iki kurumun alacağı parada söz sahibi olacak partinin CHP olması nedeni ile kapatmak hiç bir iktidarın işine gelmemiştir.
O nedenle Mustafa Kemal Atatürk vasiyetine şöyle başlar; “Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleri ile Çankaya’daki menkul ve
gayrimenkul emvalimi, Halk Partisi’ne atideki(geleceketeki) şartlarla terk ve vasiyet ediyorum” diyor…
Pek nedir gelecekteki şartlar; “Nakit ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
Atatürk’ün 6 manevi kızına “yaşadıkları sürece” vasiyette miktarları belirtilen aylıkları ödendikten sonra her yıl yarı yarıya TTK(Türk Tarih Kurumu) ve TDK(Türk Dil Kurumu) arasında paylaştırılacak..
Şimdi durum bu iken ve Mustafa Kemal Atatürk gelecekteki şartları göz önüne alarak koyduğu bu gerekçelerle TDK ve TTK güvence altına almış olmuyor mu? Sizce bu bir dehanın geleceği nasıl gördüğünün işareti değil mi? Atatürk, vasiyetinde CHP’ye herhangi bir para bırakmamış, sadece hissesi oranında CHP ne yönetim kuruluna üye sokma hakkını vermiştir. Paranın asıl sahibi bu milletin öz değerlerini dilini ve tarihini araştırması gereken ve bunu devletin yaptırması, denetlemesi gereken kurumları TDK ve TTK’dur.
Geçmişte zaman zaman Atatürk hisseleri temsil yetkisi CHP’den alınmaya kalkışılmış hukuk dur demiştir. Yine CHP yönetiminde bulunan bazı isimlerin TDK ve TTK’nun tarihi misyonunu ve görevini yerine getirmediğini iddia ederek paranın CHP uhdesine geçmesi için girişimde bulunmuştur. Sonuç her zaman vasiyete uygun kararla düzeltilmiştir. Yani kısacası iktidarlar TDK ve TTK’nu kapatamaz, CHP’de bu parayı bu kurumlar durdukça kendine mal edemez. Öngörü mü demiştiniz! Sahi Atatürk bu günki iktidarların tarihle bu kadar zıtlaşacağını ve onları etkisiz bırakmak için çaba sarf edeceğini görmüş önlemini almış, bu gün ki iktidara ve muhalefete ise sadece hukuk karşısında laf ebeliği bırakmıştır!
Lider o olsa gerek ki; kendinden sonraki kavgaları görmeli milleti için yapılması gerekeni yaparak kimseye bir şey bırakmadan ama herkesin kontrol edebileceği bir düzeni inşaa etsin…
Eee iktidar iktidar isen TDK ve TTK na paralar gitmiyor ya da gidiyor da bu kurumlar gerektiği gibi harcamıyorsa sen CHP’nin yönetim hakkına değil ortada hukuksuzluk varsa vasiyete değil çalan çırpana, çar çur edene bakmak gerekmez mi?
Türkçenin yaşatılması için kurulan ve 86 yıldır bu amaç için hizmet eden TDK’na, emeği geçenlere TÜRKÇE’yi yaşatmak için çaba sarf edenlere, DİLİMİZ KİMLİĞİMİZDİR, diyebilenlere Türk dil bayramı kutlu olsun…

12052

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.