Mağrur Olma

Gerek kişiler arası gerekse toplumlar arası ilişkişlerde sorun çıkmasının en temel nedeni ne yazık ki insanı merkeze alan bir düşünceye genel kabul gösterilmemesidir. İnsan olmanın erdemini göz ardı edenler, sistemlerini genelde güçlüden ve yandaştan yana kurarak diğerlerini ezmenin hor görmenin ötesinde fırsat bulduklarında yaşamasına bile müsaade etmeyecek bir davranış sergilemekten çekinmezler. Oysa aradaki anlaşmazlıkları ortadan kaldırmanın en önemli yolu insan olmanın gereğini bilerek kurulacak etkili iletişimden geçer. Kurulan iletişim, ben güçlüyüm, ben etkili ve yetkiliyim havasıyla kendi tarafında olmayanlara bir tebessümü bile çok görecek bir ciddiyette olursa sadece ve sadece o günkü güce ve makama bağlı olarak kurulan bir iletişimden öteye geçemez. Geçemediği gibi de sorunları çözmek yerine daha da büyümesine yol açabilir.
Ünlü düşünür Sokrat: “İnsanlar yüksek mevkilere ulaştıkça tanrılaştıklarını zannederler, düştükleri zaman insanlıklarının da elden gittiğini görürler” demiş. Yakın zamanda şahit olduk ki, her alanda söz sahibi olanlar bir anda birer hiç haline dönüşüverdiler. Dahası üzerlerine altından kalkamayacakları bir ağırlık çöktü. Ağırlığın kıyısından kenarından sıvışsalar bile ezikliğini hep hissedecekler ya da hissettirileceklerdir.
Bugün bu yükü birilerine yükleyip altında ezilenleri zevkle(!) seyredenlerin yarın bir başka ağırlığın altında ezilmeyeceklerini kim garanti edebilir.
Öyleyse “insanı yaşat ki, devlet yaşasın” ilkesinden hareketle benden, bizden veya öteki ayrımı yapmadan her insana saygıyı esas alan, adaleti ve hoşgörüyü yaymak durumundayız. Hoşgörüyü farklılıklara, adaleti ise tüm hayatımızda göstermek durumundayız.
Ne demiş İmam Rabbani?
  “Mal ve mülke olma mağrur,
Deme, var mı ben gibi!
Bir muhalif yel eser, 
Savurur harman gibi.” 

12030

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.