ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM

Okullar ile diğer eğitim tartışmalarında özellikle son yıllarda tüm dünyada kabul görmüş ve ülkemizde de dillere pelesenk olan bir anlayış var: Öğrenci merkezli eğitim.

            Öğrenci merkezli eğitim demek, en kaba şekliyle öğrencinin ilgi istidat ve yeteneklerini merkeze alan bir eğitim ve öğretim anlayışı demektir.

            Ancak öğrenci merkezli eğitim yaklaşımı bizde yanlış anlaşıldı galiba. Bugün öğrenci merkezli eğitim, pratikte öğrencinin sınırsız ve sonsuz bir özgürlüğünün olduğu, istediği her şeyi yapabildiği, öğretmen ve idarecilerin, öğrenciler üzerinde etki ve denetimlerinin azaldığı tuhaf bir sisteme döndü.

            Kimse kusura bakmasın ama biz başka konularda olduğu gibi eğitim öğretim konusunda da ifrat ve tefrit arasında kaldık. Öğrenciyi merkeze alalım derken, eğitimin öznesi konumunda olan öğretmeni adeta saf dışı bıraktık.

İstisnalar kaideyi bozmaz, ancak bugün okullardaki öğretmen ve idareciler, öğrencilere insani ve ahlaki erdemleri kazandırmada oldukça zorlanıyorlar. Çünkü sorumlulukları çok ama yetkileri yok. Hele bir de bu çetrefilli duruma bilinçsiz ailelerin ve medyanın öğretmenleri aşağıya çeken, onları sürekli şiddet uygulayan kişilermiş gibi gösteren tutum ve davranışları da eklenince vay halimize!

            Öğrenci merkezli eğitim, öğretmeni yetkisiz kılarak ve sadece sorumluluk yükleyerek öğrencinin okul ortamında istediği gibi at koşturması demek değildir. Öğrenci merkezli eğitim öğretmenin “ha var ha yok” konumunda olması değildir. öğrenci merkezli eğitim, öğretmenin pasif, cılız ve çaresiz kalması değildir.

            Değişen tüm eğitim sistemi ve metodlarına rağmen hala okulun ve eğitimin öznesi öğretmen ve eğitim yöneticileridir. Ana taşıyıcı onlardır. Onlar olmaya da devam edecektir. –İyi niyetle de olsa- okullarımızı öğretmenlerin kendilerini güçsüz ve yetkisiz hissedeceği ortamlar haline getirirsek geleceğimizi inşa etme adına endişelenmemiz gerekir.

            Çözüme gelince…

            Okullarda disiplin mekanizmaları mutlaka etkili kılınmalıdır. Bu mekanizmalar, öğretmen ile öğrenciyi karşı karşıya getirmeyecek şekilde kurgulanmalı. Sistem gayet şeffaf bir şekilde işleyerek, yapılan davranışın sonuçlarından aile, okul ve öğrenci birlikte sorumlu olmalıdır.

            Nasıl ki hastanedeki doktor ya da doktor heyeti bir rapor yazdığında herkes bu rapora güvenip gereğini yerine getiriyorsa, öğretmenlerin de öğrencilerle ilgili kanaat ve raporları dikkate alınacak bir sistem dizayn edilmelidir.

 

12054

Ahmet KOCACAN

Ahmet KOCACAN

Eğitimci-Yazar-Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, 1977 yılında Balıkesir’de doğdu. İlköğretim ve ortaöğrenimini doğduğu ilde tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünden lisans diploması ile mezun oldu. Daha sonra Anadolu’nun değişik il ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla görev yaptı. Aynı zamanda yurt içi ve yurt dışında farklı kurum, kuruluş, dernek, seçkin okul, kreş ve dershanelerde öğretmen, öğrenci ve veli odaklı yüzlerce eğitim semineri ve konferanslar düzenledi. Ahmet Kocacan'ın 2010 yılında BEN BISIKLET ISTIYORUM , 2011 yılında BÜYÜDÜKÇE, 2013 yılında DAVRANIŞ REÇETESI, 2015 yılında da IKI GÖNÜL BIR OLUNCA isimli yayınlanmış -şimdilik- dört eseri bulunmaktadır. Bu kitaplar okuyucuların fevkalade beğeni ve takdirini kazanmış ve kazanmaya devam etmektedir. Ahmet Kocacan çocuk ve aile konularında danışmanlık ve yazarlık yapmanın dışında farklı Avrupa ülkelerinde (Almanya, Fransa, Hollanda, Isviçre ve Belçika) seminer ve eğitim çalışmalarında da bulundu. Televizyon programlarına konuk olarak katılarak çocuk eğitimi ve eşler arası ilişkiler konusunda programlar yaptı. Yazar Ahmet KOCACAN, hali hazırda ülke sathında ve Avrupa’da seminer, eğitim ve konferanslar düzenlemenin yanı sıra, sinopşehirgazetesi, duragan57.com, damla.nl isimli yurt içi ve yurt dışında çeşitli gazete ve internet sitelerinde eğitim ve aile konularında köşe yazarlığı da yapmaktadır. Ayrıca Ahmet Kocacan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın gönüllü ve sertifikalı eğiticilerindendir. Kendisi seminer, eğitim, kitap ve yazarlık çalışmalarındaki hedefini, “en büyük derdim, bu toplumun ve çocuklarının mutluluğu ve başarısıdır” sözleriyle özetlemektedir. Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, Türkiye’nin her yerinden ve Avrupa’dan seminer programları için davetler almanın yanı sıra yeni proje ve kitap çalışmalarına devam etmektedir. Ahmet KOCACAN evli ve iki çocuk babasıdır. Yayınlanmış Eserleri . Ben Bisiklet İstiyorum (3. Baskı) . Büyüdükçe (4.Baskı) . Davranış Reçetesi (2. Baskı) . Iki Gönül Bir Olunca (1. Baskı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.