ÖĞRENCİ OD-AKLI EĞİTİM

Eğitimin üç temel unsuru vardır: Öğretmen, öğrenci ve aile. Bu üç saç ayağından biri eksik olduğunda eğitim sürecinin sekteye uğraması kaçınılmazdır. Ancak bu üç unsur da üzerine düşeni yaparsa o zaman başarılı bir netice alınabilir.
Bugün ülkemizde kabul gören öğrenci odaklı eğitim sisteminde –iyi niyetle de olsa- öğretmenler (istisnalar kaideyi bozmaz) pasif ve (y)etkisiz duruma düşmüşlerdir. Neden mi? izin verin izah edeyim.
Öğrenci merkezli eğitim derken kantarın topuzunu biraz kaçırdık galiba. Bugün öğretmenler kendilerini sorumlu ancak yetkisiz hissediyorlar. Öğrencilere ders anlatma, onların derse katılımını sağlama, okulda devamlarını sağlama, ders dinle(t)me, insani değerleri kazandırma gibi konularda çok mücadele ediyorlar. Bunu söylemek istemem ama sırf bu konulardaki çaresizliklerinden dolayı pes eden öğretmenler de var.
Konuyu daha da açık ifade edeyim. Öğrenci merkezli eğitim derken biz, ne yazık ki öğretmeni adeta saf dışı bıraktık. Eskiden bir harf öğretenin kölesi olunurdu; bugün bir harf öğretenler öğrencilerinin nazarında adeta köle durumuna düştüler. Öğretmen ve öğrenci rol değiştirdi. Bu durum eğitimin hiçbir doğrusu ile bağdaşmaz. Ama bu elbise bu bedene bol geliyor bilesiniz.
Bu konu eğitim öğretim sürecinin tabiatına da aykırıdır. Zira sınıfta yetki ve otorite öncelikle öğretmene ait olmalıdır. Öğrenciye değil. Öğretmen kendi maharetiyle mevcut yetki ve otoritesini adil bir şekilde dağıtmalıdır. Aksi düşünülemez. Siz hiç dağlarda aslanın krallıktan vazgeçtiğini duydunuz mu? Ya da tavşanın dağların kralı olduğunu?
Öğretmenin otoritesinin sarsılması, onun öğrenci nazarında itibarını zedeleyerek değersiz kılıyor. Değersiz görünen bir öğretmenin de öğrencisine değerli bir şeyler kazandırmasının ne kadar zor olacağını sizin takdirlerinize bırakıyorum.
Hasbihal ettiğim eğitimci dostlarım bu durumdan inanın çok mustaripler. Kendilerini bilgi ve yetki noktasında güçlü hissetmek istiyorlar. Sözlerinin dinlenmesini, kendilerinin ciddiye alınmasını istiyorlar. Bunları söylerken sakın yanlış anlaşılmasın! Hiçbir eğitimcinin – eskiden olduğu gibi – şiddet, korkutma, sindirme ve baskı gibi zorba yöntemleri arzuladıkları filan yok. Onlar sadece muallim olmak istiyorlar.
Buradan yetkililere seslenmek istiyorum. Dikkat ederseniz yetkililere diyorum. Disiplin olmayan yerde başarı da olmaz. Sınıfta disiplinin temel sağlayıcısı ise öğretmenlerdir. Öğretmenler bunu ancak elindeki legal yetkilerle yapabilir. Bu bakımdan eğer eğitime çekidüzen vermek istiyorsak önce buradan başlamalıyız.

1200