SARAY’A(!) KAYMAKAM OLMAK , YOĞUNLUK GEREKTİRİR!

16 Nisan’da Türkiye anayasa değişikliğine giderek yeni bir sisteme geçmiştir. Bu sisteme karşı çıkışlar aslında devlet olgusunun yok olmaması, yetkilerin tek elde toplanmasına tek adam olgusunun oluşmamasına fırsat vermemek için yapılan mücadeleler olarak tarihe geçecektir.
Bu gün ki iktidarı iktidar eden güç geçmiş dönemlerde devlet adına söz kesenlerin vatandaşına karşı takınılan tavrın ters yüz edilmesidir.

Devletin kadrosuna girmiş, millete tepeden bakan kadroların devlet yetkisi ile kendini kral zannedenlerin her türlü haltı etmesi vatandaşa ‘bu gün git yarın gel’ felsefesini gütmesi bu süreci, tetiklemiş ve bir dönemi kapatıp 2002’de Ak parti dönemini başlatmıştır.
Bunu niye anlatıyorum..

Bu ülkede kendini hala ulaşılamaz zanneden, bakan ağırlamaktan vatandaşı ağırlamaya fırsat bulamayan, ‘bu gün git yarın gel’ felsefesini kendini şiar edinen kaymakamların halen görev yapıyor olması da bu iktidarın sonunu getiren en temel olgu olacaktır!
Bir kaymakam 2 haftadır bir gazeteciye randevu veremiyorsa vatandaşlar nasıl bu kaymakama ulaşıyor, inanın çok merak ediyorum(!)???
Hadi geçtiğimiz hafta randevu istendi, bakanlardan fırsat bulamadınız! Bunu anlayışla karşıladık, bu hafta için eyvallah dedik.
Bu hafta randevu istendi, haftaya pazartesi dendi. Anlaşılan o ki; sizin görüşmeye niyetiniz yok!
Ya kendinizi kral zannediyor ya da kraldan çok kralcı kesiliyorsunuz!
O koltuklar milletindir!
Basın ise milletin müşterek sesidir. İster beğenin ister beğenmeyin ama siz o koltukta milletin sorularına cevap vermek ve hizmet etmekle mükellefsiniz!
Saraydüzü’ne kaymakam olmuşsunuz olmasına da bu gün git yarın gel felsefesinin tarih olduğunu hala fark edememişsiniz! Sayın İçişleri bakanı Süleyman Soylu’yla konuşmak randevu almak sizden randevu almaktan daha kolay!
Sayın Süleyman Soylu’yla bir dönem Demokrat Parti de siyaset yaptık ve siyaset yapanlar Soylu’ya ne zaman telefon açsa cevap veriyor ya da geri dönüyor! Lakin size geldi mi; ulaşmak randevu almak oldukça zor! O nedenle sizinle ilgili bundan böyle haber ya da bir sorumuz olduğunda sizi aramak konuşmak randevu almak yerine gazete ile soru sormak kamuoyu adına cevap istemek daha doğru bir davranış olacaktır! Ee ne de olsa siz ayrı bir cumhuriyet ayrı bir kanunla yönetiliyorsunuz!
Zaten bende bu güne böyle bir üslup ve anlayışa ben ne muhabir gönderir ne de görüşme isterim(!)
2 Haftadır Saraydüzü kaymakamından randevu almaya çalışan gazetemizin muhabirine haftaya haftaya diyerek erteleyen Saraydüzü kaymakamının yoğun programları varmış!
Saraydüzü gibi küçük bir ilçede bir kaymakamın bu kadar yoğun programı olması inanın beni çok etkiledi(!)
İnsanın sorası geliyor bu programlara komşu ilçeleri ziyaret, Boyabat’a geliş gidişlerden mi? ya da ilçenin çok sorunlu bir yer olmasından mı kaynaklanıyor?
Vatandaşı bekletmeyin diyen iktidar vatandaşı bırakın bir gazeteciye bile randevu vermekte zorlanan kaymakam!
Hani derler ya ; önce kendini bileceksin, sonra idare edeceksin!
Bu ülkede FETÖ cüler neden hep güçlü kaldılar bilir misiniz? Yıllarca mücadele ettiğim bu yapılanmanın sadece halka yakın olmaları ondan gibi görünüp, onun gibi davranmalarıdır! O nedenle kabul görmüş o nedenle baş tacı edilmiş, en olmadık yerlere sızmış, en olmadık makamlarda olmuşlardır! Amma kamu yöneticilerinin bu tür davranışları onları aratır haberiniz ola!
2 haftadır dolu olan sayın Saraydüzü kaymakamı Muhammed Serkan ŞAHİN; Arım çayına akan lağım suları ile ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Milletin çeltik tarlalarına su verdiği, ekip biçtiği, içinde alın teri döktüğü, hayvanlarını suladığı çayda akana lağım suları ile ilgili olarak böyle bir dönemde ve bu yüzyılda bu soruna çözüm bulmaya bir niyetiniz var mı?
Sinop’ta görev yaptığım süre içerisinde 7 yıl boyunca günlük köşe yazdım haftalık bir gazeteyi günlük gazeteye dönüştürerek Sinop’ta bir ilki gerçekleştirmiştik. Bakan ağırladım, nice valiler gördüm! Çok sayıda kaymakamla çalıştım ama böyle bir üslup ve böyle bir anlayışla karşılaşmadım. Bey efendi vakit bulursa dönecek haftaya görüşecek(!) lermiş….
Zahmet buyurmayın sayın kaymakam! Siz Devlet-i Aliye’nin değişmez olduğunu zanneder, iktidar için seferber olursunuz amma unutmayın ki; mahkemeler kadıya da mülk değildir. Ama her daim halk baki kalmış, Türk devleti her daim yaşamıştır. Temsil ettiğiniz koltuk Türk milletinindir ve herkese açık herkesin derdine derman olmak üzere size tevdi edilmiştir.
Korkarım ki, bizi size muhalefet diye bildirenler bizim hala TC vatandaşı olduğumuzu ve kamu görevi yaptığımızı da hatırlatmayı unutmuş olacaklar!
O nedenle diyorum ki siz saraya vezir değil, Saraydüzü’ne demokrasinin ve cumhuriyetin kaymakamı oldunuz! Bunu hatırlatmak her gazetecinin olduğu kadar her vatandaşında hakkıdır!
Sayın Valim, saygıdeğer içişleri bakanımız Süleyman Soylu beyefendi; biliyorum her hafta bu gazeteler size geliyor gerekli incelemeleri yapıyor gerektiğinde geri dönüyorsunuz. Bu ülkede hala demokrasi var ise koltuklar millete ait ise kamu kaynaklarının kullanımını denetlemek, kamu adına haber yapmak basının görevi olduğunu da hatırlatmak sizlere düşer… Saygılarımla…

NOT: Bu hafta yazımın konusu aslında 16 Nisan referandumu ve süreci ile ilgiliydi. Lakin takınılan bir tavır ve durum nedeni ile böyle bir yazı kaleme almak zorunda kaldığım için bu konu ile ilgili yazımı gelecek haftalara bıraktım. Ama öncelikle referandum süresi boyunca anayasa değişikliğine niye HAYIR dediğim sadece bu davranış biçimi bile yeterlidir. Fakat milletin tercihi ve takdiri başımızın üstündedir. Referandumun milletimize, ülkemize ve de özellikle demokrasi anlayışımıza hayır getirmesini diliyor, bu tür sakat anlayışların son bulmasını temenni ediyorum.

12069

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.