ŞEYH SAİD’E FATİHA!

“Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış” olarak TDK sözlüğünde yer alan siyaset bu günlerde artık iyice ısındı. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm siyasiler meydanlarda yada salonlarda kendi düşüncelerini vatandaşa kabul ettirmek için uğraş veriyorlar.
Ancak yapılan açıklamalar ve söylemler halkın iyice kutuplaşmasına çanak tutar bir mahiyet kazanmaya başladı. Referandumda evet yada hayır oyu kullanacaklara iki tarafdan da karşılıklı olarak hainlik yaftası yapıştırılır oldu. Sistemde değişenin ne olacağını anlatmak yerine kelimeler üzerinden algı oluşturulmaya çalışılıyor. Örneğin hayırcı taraf meclisin fesih yetkisinin Cumhurbaşkanına verildiğini iddia ederken, evetçi taraf bunun fesih değil meclisin yenilenmesi olduğunu söyleyerek karşılık veriyor. Meclisdeki vekiller seçimle yeniden belirlendikten sonra bu durumun kelime karşılığının fesih yada yenilenme olmasının bir farkı olmadığı ortada. Hal böyleyken taraflar bu durumun ülke için ne getirip ne götüreceğini anlatma, bu yönde halkı bilgilendirmek yerine kelimenin fesih mi yoksa yenilememi olduğunu tartışıp durmaktadırlar.
Referandum süreciyle birlikte siyaset hayatın her alanına girerken ne yazık ki toplumun değerleri de bundan nasibini alıyor. Geçtiğimiz günlerde şehitlerimizi anmak için düzenlenen proğramlar, camilerde verilen vaazlar bile referandumun etkisinde kalarak şekillendirildi.
Asıl dikkat çeken ise Diyarbakır’da asılan bir pankarttı. O pankartta aynen şöyle yazıyordu: “Her Evet Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatiha’dır.” Yani Diyarbakır’da ki evet taraftarlarına göre referandumdan evet çıkması halinde Şeyh Said ve arkadaşlarının ruhuna fatiha gitmiş olacak.
Peki kimdir Şeyh Said?
Bu sorunun cevabını noktasına virgülüne dokunmadan ünlü internet sitesi Vikipedia’dan alıntı yaparak cevaplayıp yorumu sizlere bırakıyorum.
“Birinci Meclisin Bitlis milletvekili Yusuf Ziya tarafından aşiretler arasındaki tanınmışlığı ve sözünün geçmesi nedeniyle gizli Kürt İstiklal komitesi’ne (“Azadi” örgütü) üye yapıldı. 1924 yılında Yusuf Ziya tutuklandı. Suçunu itiraf eden Yusuf Ziya Bey, Cibranlı Halit, Hasananlı Halit, Hacı Musa ile birlikte Şeyh Said’in de adını verdi. Doğu illerindeki aşiretleri dolaşan Şeyh Said, Cumhuriyet ve Mustafa Kemal’in dinsizliğinden, çıkarılan yasalar ile İslamiyetin, nikah, ırz ve namusun Kuran’ın ortadan kalkacağından, ağaların ve hocaların idam edileceğini veya sürüleceğinden bahseden propagandalar yaptı. Kayınbiraderi Albay Cibranlı Halit’in adamları Cemiyet-i Akvam’a(BM) haber vereceklerini, bölgede devletin askeri güçlerinin bulunmadığını ve kolayca bölgeyi ele geçirebileceklerini söyledi. Cumhuriyete ve devrimlere karşı bir ayaklanma fetvası hazırlayarak devrimlere destek verenlerin canları ve mallarının helal olduğunu yazdı. Fetvayı aşiretlerin ileri gelenlerine gönderdi. Varto’daki Hormek aşireti devlet yanlısı olduğu için ayaklanmaya uymayacaklarını açıkladı.
Şeyh Said ifade vermek için Bitlis Harp Divanı’na davet edildiğinde yaşlı ve hasta olduğu için ifade vermeye gitmeyince ifadesi Hınıs’ta alındı. Diyarbakır, Çapakçur, Ergani ve Genç illerinde bir ay kadar dolaştıktan sonra 13 Şubat 1925 tarihinde Piran’daki kardeşinin evine yerleşti. Piran’da jandarmanın 5 suçluyu tutuklama girişimi üzerine çıkan çatışma sebebiyle ayaklanma hareketi planlanandan önce başladı. 1924 Ekim ayından yakalanacakları güne kadar hükûmetle haberleşmekte olan bacanağı Kasım Bey (Kasım Ataç) tarafından ihbar edilmiştir. Genç Hâdisesinin (Şeyh Said İsyanı) bastırılmasından sonra “Şark İstiklal Mahkemesi”nde yargılanıp idama mkûm edildi.”

1200