SİNOP’TA TARİHE DÜŞÜLEN NOT

24 Kasım Öğretmenler günü idi. Geleceğimizin mimarı öğretmenlerimizin bu anlamlı gününü bir kez daha tebrik ediyorum.
30 Kasım ise bu yıl iki önemli olaya denk geldi. Biri ümmeti olmakla onurlandığımız Hz. Muhammed’in doğum yıldönümü. Bu vesile ile Mevlid Kandili’nin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Bu yıldan itibaren Mevlid-i Nebi haftası olarak kutlanacak olan Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin Yüce Peygamberi anlama ve hayatımıza örnek teşkil etmeye vesile olmasını diliyorum.
Diğer yandan 30 Kasım tarihimiz açısından acı bir hatıranın da yıl dönümü. 1853 yılında Rus donanması Sinop limanında demirli bulunan Osmanlı donanmasına baskın düzenleyerek gemileri yakmış, gemilerden denize atlayanların üzerine top ve tüfeklerle ateş açarak katletmiş ve yoğun olarak müslümanların yaşadığı mahalleler top ateşi altına alınarak yakılıp yıkılmıştır. Tarihe Sinop Baskını olarak geçen bu olayın acı hatırası Sinop müzesi bahçesindeki şehitler anıtı ve Tersane mevkisindeki şehitler çeşmesi ile canlı tutulmaya çalışılıyor.
Milletleri büyük yapan kültürel değerlerinin yanında yaptıklarının ve yaşadıklarının tarihe kayıt olarak düşülmesidir. Köklü ve zengin bir tarihe sahip olan milletlerin tarihlerinde şevk ve heyecan uyandıran başarılar olduğu gibi anma proğramının düzenlendiği Sinop baskını gibi acı hatıralarda yer almaktadır. Tarih geçmişten kuvvet alarak geleceğe yön veren önemli bir olgudur milletler için. Bu yönüyle başarılardan ve acı hatıralardan dersler çıkararak gelecekte daha sağlam adımlar atılmasını sağlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” derken tarihin bu anlamına işaret etmektedir.
Bugün bizlere düşen en büyük görev ve sorumluluk ise geleceğimiz olan gençlerimize tarihimizi iyi öğretmektir. Bir takım çevrelerin oyunlarına gelerek geçmişimizi karalama kampanyalarının parçası olmak yerine acı tatlı hatıralarımızı ders alınacak boyutuyla onlara aktarmalı ecdadımızın hangi hataları yaptıklarında zorda kaldıklarını, hangi gayret ve fedakarlıklarla başarıya ulaştıklarını öğretmeliyiz. Öğretmeliyiz ki, geçmişte dünyaya yön veren ecdata yakışır bir nesli tekrar ortaya çıkaralım. Bu sayede Dünya’nın göz bebeği cennet vatanımızı bölmeye kalkışanlara gereken dersi ve cevabı verelim. Yine bu sayede şairin “bir zamanlar bizde millet, hemde ne milletmişiz, gelmişiz dünyaya insanlık nedir öğretmişiz” dizeleri tekrar hayata geçirilebilsin, milletimiz kendi öz değerleriyle yine dünyaya insanlığıyla medeniyetiyle yön verebilsin.
Bu vesile ile 164. yıldönümünü yaşadığımız Sinop baskınında verdiğimiz şehitlerimizle birlikte bu vatan için canını feda eden aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

12016

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.