TARİH ŞUURU

15 Temmuz 2016 tarihinden bugüne yaşanan hadiseler milli bir tarih şuurunun ne denli hayati öneme sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Başta güneydoğu bölgesi olmak üzere tüm ülke sathında yaşanan elim hadiseler bu noktada hala uyuyanlar varsa artık onları da uyandırmalıdır.

Çok değil, yüz yıl önce vatanımıza, toprağımıza, namusumuza, mukaddesatımıza göz dikenler vazgeçmediler. 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar bir kez daha gösterdi ki bu emperyal güruhun yöntemleri, vasıtaları, taşeronları değişse de niyetlerinin hiç değişmediği gün gibi ortadadır.

Müslüman/Türk milletine bu yaşananlardan hisse almak düşer. Dostunu, düşmanını tanıması beklenir. Geleceğini kurarken geçmişinden ders alması beklenir. Anlayacağınız milli bir tarih şuuruna sahip olması beklenir.

Bu necip milletin evlatları tarih şuuru ve kültürü noktasında bugüne kadar eksik kaldılar. Tarih konuları hep bir kısır bir döngüye hapsedildi. Tarihi mülahazalar “objektiflik” kriteri yerine “taraftarlık” üzerinden yürüdü. Tarih söz konusu olduğunda tek bir kişi ya da olay üzerinden nihai hüküm verildi.

Son dönemde televizyon ekranlarında tarihi diziler sıkça boy göstermeye başladı. İlk başlarda bu sevindirici bir gelişme gibi görüldü. Zira özellikle çocuk ve gençlerde tarih şuuru oluşması noktasında ışıklı ekranlar etkili bir vasıta idi. Ancak niyetin hiç de masum olmadığı tez zamanda anlaşıldı. Dini ve milli motifler işlenirken sıkça yapıldığı gibi tarih konulu film ve dizilerde “bel altı” meseleler bir anda her şeyin önüne geçti. Yani koskoca bin yıllık tarih, “harem” konusuna hapsedilerek bu konu en önemli tarih mesele haline geldi/getirildi.

Geçmişi olmayan milletlerin geleceği de olmaz. O nedenle bir millet için tarih bilgisi ve bilinci son derece önemlidir. Ve bu şuurun da çocuklara ve gençlere aktarılması gerekir.

Nedense geçmişte milli ve yerli araştırmacılara hep birtakım engel(ler) çıkarıldı. Daha düne kadar tarihi belgelere Müslüman/Türk araştırmacılar ulaşamazken Batılıların didik didik ettiğini bilmeyen var mı?

Tarih tekerrürden ibaretse bugün yaşananların ve gelecekte yaşanacakların köklerini geçmişte aramak gerekmez mi? Günahıyla/sevabıyla, doğrusuyla/yanlışıyla, iyisiyle/kötüsüyle tarihimizi bilmek ve onunla yüzleşmek durumundayız. Sonra, tarih çok yönlü bir bilim dalıdır. Laboratuarda öğrenilmez.

İşte size soruyorum:

Kurtuluş savaşında yedi düvele karşı yapılan vatan müdafaası ile bugünkü vatan müdafaası arasında bana bir fark söyleyebilir misiniz?

Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin!

Amin…

12056

Ahmet KOCACAN

Ahmet KOCACAN

Eğitimci-Yazar-Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, 1977 yılında Balıkesir’de doğdu. İlköğretim ve ortaöğrenimini doğduğu ilde tamamladı. 2000 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünden lisans diploması ile mezun oldu. Daha sonra Anadolu’nun değişik il ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Psikolojik Danışman” unvanıyla görev yaptı. Aynı zamanda yurt içi ve yurt dışında farklı kurum, kuruluş, dernek, seçkin okul, kreş ve dershanelerde öğretmen, öğrenci ve veli odaklı yüzlerce eğitim semineri ve konferanslar düzenledi. Ahmet Kocacan'ın 2010 yılında BEN BISIKLET ISTIYORUM , 2011 yılında BÜYÜDÜKÇE, 2013 yılında DAVRANIŞ REÇETESI, 2015 yılında da IKI GÖNÜL BIR OLUNCA isimli yayınlanmış -şimdilik- dört eseri bulunmaktadır. Bu kitaplar okuyucuların fevkalade beğeni ve takdirini kazanmış ve kazanmaya devam etmektedir. Ahmet Kocacan çocuk ve aile konularında danışmanlık ve yazarlık yapmanın dışında farklı Avrupa ülkelerinde (Almanya, Fransa, Hollanda, Isviçre ve Belçika) seminer ve eğitim çalışmalarında da bulundu. Televizyon programlarına konuk olarak katılarak çocuk eğitimi ve eşler arası ilişkiler konusunda programlar yaptı. Yazar Ahmet KOCACAN, hali hazırda ülke sathında ve Avrupa’da seminer, eğitim ve konferanslar düzenlemenin yanı sıra, sinopşehirgazetesi, duragan57.com, damla.nl isimli yurt içi ve yurt dışında çeşitli gazete ve internet sitelerinde eğitim ve aile konularında köşe yazarlığı da yapmaktadır. Ayrıca Ahmet Kocacan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın gönüllü ve sertifikalı eğiticilerindendir. Kendisi seminer, eğitim, kitap ve yazarlık çalışmalarındaki hedefini, “en büyük derdim, bu toplumun ve çocuklarının mutluluğu ve başarısıdır” sözleriyle özetlemektedir. Psikolojik Danışman Ahmet KOCACAN, Türkiye’nin her yerinden ve Avrupa’dan seminer programları için davetler almanın yanı sıra yeni proje ve kitap çalışmalarına devam etmektedir. Ahmet KOCACAN evli ve iki çocuk babasıdır. Yayınlanmış Eserleri . Ben Bisiklet İstiyorum (3. Baskı) . Büyüdükçe (4.Baskı) . Davranış Reçetesi (2. Baskı) . Iki Gönül Bir Olunca (1. Baskı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.