Uçurumun Kenarında

15 Temmuz darbe girişiminin ardından oniki gün geçti. Bu süre zarfında tahmin edemeyeceğimiz boyutta devlet içerisindeki islami bir cemaatin  devleti ele geçirdiğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilmiş oldu.
Yumağın ucundan yakalanılmış mıdır bilmiyorum ama kripto kişilerin ele geçirildiği ve çözülmeye başlandığı bilgisi geliyor.
Suçluları, devleti ele geçirmeye çalışıp her türlü kumpası kuranları ve bu  kaos ortamını yaratmaya kalkışanları mutlaka tespit edilip  adalete teslim edilmelidir.
Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu, Anayasa’nın 120. maddesine dayanarak üç ay süre ile tüm ülke genelinde “Olağan Üstü Hal” (OHAL) ilan etti. OHAL’in beyanlardan anlaşılacağı üzere bu üç ayın sonunda uzatılacağı anlaşılıyor.
OHAL dönemlerinde bile, Anayasanın 15/2. maddesi; “ savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din ve vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” hükmüne riayet edilmelidir.
OHAL ilanıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) askıya almıştır.
OHAL’in verdiği yetkiler bir muhalif avına dönüşmemelidir. Suçsuz ve masum insanlara yeni acılar, mağduriyetler yaşatılmamalıdır.
Başarılamayan darbe girişimi karşı darbeye dönüşmemelidir. Darbecilerle mücadele, demokrasi çerçevesinde, anayasal sınırlar içinde hukuka ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere bağlı kalarak yapılmalıdır.
Türkiye bugün en bölünmüş dönemini yaşamaktadır. Ötekileştirmenin, onlar ve bizler ayrımının iç savaş boyutlarına  geldiği açıkça görülmektedir.
Yapılması gereken, dayatılan kamplaşmayı kıracak politikalar, herkesin ötekini tehlike olarak  gördüğü bu korku atmosferini dağıtarak fay hatlarını kapatmak, birbirine düşman kesilen cepheleri kaynaştırmak olacaktır.
24 Temmuz pazar günü İstanbul Taksim Meydanı’nda yapılan ve toplumumuzun her kesiminden katılımın olduğu yüzbinlerce yurttaşımızın “ ne askeri darbe, ne de sivil darbe/dikta, yaşasın demokratik, laik, tam bağımsız Türkiye” talepleri/haykırışları umudumuzu tazelemiştir.
Yüzbinler “Darbeye Hayır” derken neye evet dediklerini de haykırmıştır.
Darısı diğer İllerimizin/Meydanlarımızın başına…

1202

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.