YA İSPATLAMAZSAM?

Böyle bir günü tabiki de suskunlukla geçiremezdim. En başta belirteyim, yazdığım yazı ile bu yazının içeriği bir hayli çelişecek; fakat işin içine “idrak” kavramı girdiği zaman en etkili idrak yönteminin benim açımdan yazmak ve siz değerli okurlar tarafından da okuyarak anlamak olduğu kanısındayım.
İster televizyondan izleyin ister internetten araştırın, ünlü olmayı başarabilmiş kadınların, kadınlar hakkındaki tüm konuşmaları şöyle başlıyor. “Kadın olmak çok zor!” Kesinlikle katılmıyorum buna. Kadın olmak zor değil; kadın olmak, anne olmak, buna nail olmak dünyanın en gurur veren duygusu fakat zor değil. Zor olan “insan” olabilmek. Cinsiyet ayrımı ‘kadın’ ve ‘erkek’ olarak değil de ‘iyi insan’ ve ‘kötü insan’ olarak düzenlense, ortada cinsiyet ayırımcılığı denen bir şey kalmayacağı kanısındayım.
Geçenlerde bir ödül töreninde ödül alan bir yabancı kadın oyuncunun konuşmasına denk geldim. Konuşma şu konu üzerinde sürüp gidiyor: “Kadınların gücü bu dünyada erkeklerin yapabildiği her şeyi yapmaya yeter.” Hak veriyorum bu cümleye. Benim kabul edemediğim topluma dayatılan ‘Kadın elinin hamuruyla erkek işine karışamaz.’ düşüncesinin farkında olmadan bütün kadınların da bilinçaltına yerleşmiş olması ve kadınların bu yüzden kendini ispat etmek zorunda hissetmesi. Siz herhangi bir erkeğin herhangi bir konuşmasında hiç “Biz kadınların yaptığı her işi yapabiliriz.” dediğini duydunuz mu? Duyamazsınız; çünkü erkeklerin cinsiyet konusunda kendilerini ispat etmek gibi bir derdi yok. Bu dert de çoğu dert gibi kadınların omzuna yüklenmiş durumda.
Bunun nedenini bizdeki güce, dayanıklılığa, zekaya bağlamaktan başka bir şey gelmiyor aklıma. Kanserle savaşırken bir yandan da bunu onlar üzülmesin diye çocuklarına belli etmemeye çalışan; kocasından dayak yediğini kocası hor görülmesin diye eşinden dostundan saklayan; aldatıldığını ayıplanmasın, kendisine acınılmasın diye sineye çekmeye çalışan; vefakar, güçlü, çelik gibi kadınların gücünü dünya üzerindeki başka hiçbir güç geçemez gibi geliyor bana.
Ayıplanmamak için konuşmaktan, utandırılmamak için kahkaha atmaktan, tecavüze uğramamak için kısa etek giymekten vazgeçen kadınlar, toplanın iki çift lafım var sizlere.
Korkmayın! Sorunlarınızı söylemekten çekinmeyin. Kıyafetinizi ‘erkek’lere göre seçmekten vazgeçin. Sizi yönlendiren tek şey kendi adabınız olsun. İçinizin el verdiği ölçüde giyinin, bulunduğunuz ortamı rahatsız etmeyecek kadar gülün, sorunlarınızı sonuç ne olursa olsun karşı tarafa aktarmaktan çekinmeyin. Bu dünya eğer dönüyorsa içinde insan olduğu için dönüyor. Değerinizi bilin; siz karşı cinsin bir adım gerisinde durması gereken kişiler değilsiniz. Siz de herkes kadar insansınız. Düşündüğünüz incelikler, hayatınızdaki önceliklerin önüne geçmesin.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun.

MERVE DEMİRCİ

120127

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.