Yıllarca uçtular, şimdi hangardalar!

Türkiye yanıyor…
Siyasiler laf üretiyor, iktidar itibar arıyor…

Bu ülkede bir zamanlar Refik Saydam Hıfzı Sıhhia enstitüsü vardı..
27 Mayıs 1928 tarihinde kurulmuştu.
Türkiye de bir çok ilke imza atmış aşı üretimi gerçekleştirmiş, serum üretimini dışarıdasın ithalini durdurmuş cumhuriyetin en saygın Dünya da aşı üreten sözünü itibar edilen saygınlığı ile öne çıkan bir kurumdu…
Bu iktidar döneminde kapatıldı…
COVİD19 sürecinde aşıyı tartıştık, dünya üretirken neden üretemediğimizi nasıl üreteceğimizi sorguladık…
Bu enstitünün önemini bir kez daha acıları yaşayarak insanımızı yurtışından gelecek aşılara umut bağlayarak öğrenmiş olduk…
Askerliği neredeyse profesyonel orduya çevirdik….
Yangınlarda hazır kıta binlerce askerin yangın bölgelerine müdahale etme noktasında yetersiz kaldık orman işçilerinin can siper ane mücadeleleri ile büyük yangınları söndürmeye çalışıyoruz..
Ve ülkemizde 71 noktada çıkan ve 14 noktada gazetemizin yayına girdiği saatlerde kontrol altına alınmayan ilçe merkezlerine sıçrayan, 3 insanımızı kaybettiğimiz, yerleşim merkezlerinin yandığı evlerin alevlere teslim olduğu, binlerce küçükbaşa büyükbaş hayvanın telef olduğu Türkiye’nin bu güne kadar gördüğü en büyük yangını ile mücadele ediyoruz..
Ekolojik sistemden, kaybolan yeşilden, orman içinde yanarak telef olan doğal yaşamın canlılarından bahsetmiyorum bile….
Ama ülke bir şeyden bahsediyor THK(Türk Hava Kurumu)
1925 yılında Atatürk’ün emri ile kurulan Cumhuriyetin göz bebeği Mustafa Kemal’in üstüne titrediği THK…
Her kurban bayramında derileri topladığı için cemaatlerin hedefinde olan…
Yatırımlarından ve yaptıklarından çok olumsuz davranışları ile kamuoyunda yıpratılan gelirleri her gün düşürülen bu iktidar döneminde gözden çıkartılan THK..
Orman yangınları ile birlikte tekrar ülke gündemine oturdu…
16 Şubat 1925 yılında kurulduktan sonra pilot yetiştiren fabrika kuran yangınlara müdahale eden THK milli kuruluşumuz..
Şimdi ne fabrikası? diyenler olacaktır. Türkiye de 2. Dünya savaşı öncesinde Türkiye Etimesgut Uçak Fabrikası kuruldu. 1944 yılında üretime Etimesgut Uçak Fabrikası’nda, Magister uçaklarının yanı sıra, THK-1, 3, 4, 7, 9, 13 planörleri ile THK-2, 5 ve 10 tiplerinde eğitim, sağlık ve nakliye uçakları üretildi.
Türkiye’nin ilk motor fabrikasını 1944 yılında Gazi Orman Çiftliği’nde kuran kurumdur. Bu fabrikanın çalışmaları 1951 yılına kadar sürdü ve dönemin getirdiği koşullar nedeniyle aynı yıl Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na devredilmiştir. Bu fabrika 1952’de tamamen kapatılırken bu gün ise Türk Traktör Fabrikası olarak işletilmekte ve traktör üretimiyle ülke ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

THK’nin en önemli ayrıcalıklarından birisi de 1974 Kıbrıs Barış Harekatıdır. THK bu harekatta yetiştirdiği havacı gençler, hava İndirme Harekatı’na paraşütçü olarak katılmıştır. Harekât sırasında kurumun uçak ve pilotlarına da çok önemli görevler verildiği tarihi kayıtlarda mevcuttur.
Bu kadar önemli olan milli bir kurum orman yangınlarında aktif görev üstlenmiş AKP dönemine kadar yangınlara müdahale eden yangın uçağı alan, pilot yetiştiren buna yönelik eylem planları hazırlayan Türkiye’nin güzide kurumlarından biri idi. 2002 yılında 19 yangın uçağı olan 2002 yılında 3 gün süren büyük Marmaris yangınında THK uçaklarının devreye girmesi ile 2-3 saatte söndürülme başarısı gösterdiği dönemin yöneticileri tarafından ifade edilen THK…
Aldığı deri zekat fitre parası nedeni ile devlet eli ile toplanmasına tepki gösteren Türkiye de radikal grupların, dini siyasi malzeme haline getiren siyasetin hedefinde yıllarca kalmış cumhuriyetin önemli bir değeri THK…
Oysa alınan deri paralarının önemli bir kısmını Yetiştirme yurtlarına, Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına, %40’ını kendi çalışanlarına deri toplayıcılarına araçlarına vererek yatırım yapan insan yetiştiren ormanına sahip çıkan özel sektör mantığı ile değil milli bir kurum olarak öne çıkıyordu.
Bu gün ülke yanarken THK en çok konuşulan tartışılan kurum oldu.
Neden mi?
Hangarlara kapatılan 9 yangın uçağı…
Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ihalelerde milli ve yerli iktidar tarafından Ukrayna menşeeli uçaklar kiralanırken THK’na ihalenin verilmemesi.. İhaleyi alamayan THK kurumunun yüksek maaşlarla çalışan pilotları, teknisyenleri işten ayırması sonrası yangın uçakları hangarlara çekilerek çürümeye terk edildi..
Yangınlara müdahalede geç kalındı iddiası.
Türkiye’nin yangın uçağının bulunmaması… Ukrayna uçaklarına mahkum kalması..
Geniş alandaki yangına müdahalede yetersiz kalınması..
Uzmanlar tarafından THK uçaklarına gerekli destek sağlanarak ihalenin verilmesi halinde bu sürecin yaşanmayacağı iddiası…
THK’na 2019 yılında kayyum atanmış, memleket yangın yeri iken düğünde soluk alan kayyum efendi…
Yani uçağı hangarda kayyumu düğünde siyasetçisi cumhuriyetin tüm değerleri ve kurumları ile hesaplaşma peşinde olan ise millete olmuş kimin derdine..
İktidar diyor ki; uçaklar eski…
Olabilir. Ama bu millet yoktan var olmuş, uçmayan uçağı uçurmuş düşmanın silahını eline alıp tamir etmiş, yokluk içinde devlet kurmuştur. Rusya’dan ya da dönemin zengin devletlerin silah gelecek, uçak gelecek diye beklememiş kendi imkanları ile sipere koşmuş kazma kürek ile devlet kurmuştur.
Bu günde elimizdeki uçakları değerlendirmek, yenilemek olası tehliklere karşı hazır hale getirmek yönetenlerin görevidir. Kendi itibarları için itibardan tasarruf olmaz diyenler saraylarda ısrar edenler, kendi yaşamlarını kon fora teslim edenler madem yenisi,ni almadınız bari eskisini kullanılır halde bıraksaydınız da! Uçtu ama yetmedi. Gitti ama su dökmedi! diyecek kadar itibarınız kalsaydı…
Çünkü sizin amacınız cumhuriyetin kurduğu ve bu günlere gelinmesine vesile olan tüm kurumları tasfiye etmekse asıl tasfiye ettiğiniz yanan ormanlarımız, kaybolan doğamız ve umutlarımız olacaktır. Gelin sözünüz gibi milli olun… Bu ülkede saraylara ve uçaklarınıza gösterdiğiniz değeri ormanlarımız için geleceğimiz için de gösterin ki; yangın uçaklarımız olsun. Hangarlarda bekleyen ama müdahaleden çok tartışılan konularımız olmasın. Çünkü; siz tartışırken canlar gidiyor, can gidiyor orman gidiyor, hayat bitiyor…
Ne diyelim insan her şeyin en güzelini ister. Fakir zengin olmak, zengin en güzeline sahip olmak ister. Ama hayat elinizdekini en iyi şekilde kullanmayı, tasarruf etmeyi öğretir insana. Çünkü derler ya yoksulun itibarı boğazından geçen ekmektir.
Biz yoksul insanlarız. Sizin şatafatınız, itibarınız, gökte gezen 13 uçağınız, yerde gezen zırhlı araçlarınız, korumalarınız, bakanlarınız olabilir. Ama bizim için asıl olan bizi koruyacak, kollayacak, ekmeğimizi, devletimizi bayrağımızı, coğrafyamızı, yeşilimizi ve doğamızı, birlik ve beraberliğimizi ateşe atmayacak kadar akıl sahibi iktidarlar görmektir.
Memleket yanıyor, sınıra ABD dayanmış, Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya kuşatılmış bir Türkiye de hala itibarla gelecek arıyoruz… İşte buna şaşıyoruz.
Kaybolan canlara kaybettiğimiz doğaya ve umut arayan tüm insanımıza Allah sabırlar versin..
“Tencerede pişirir kapağında yer” demiş atalarımız…Acıları sararız, azla yetiniriz yeter ki adaletli olsunlar, cumhuriyetin değerleri ile hesap gütmesinler, olanla yetinsinler ama itibar uğruna memleketi ateş yerine çevrimesinler yeter…

MUSTAFA EKER

12010

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.