Zam yağmuru tüik’i ıslatmıyor!

Hayatınızı güncelleyin..
İktidar insanların yaşam kalitesini güncellerken(!) sizde kendinizi güncelleyebilecek yeni uğraşlar bulun…
Dünyada eşi benzeri olmayan ‘Türk tipi başkanlık’ sistemi ile uçuşa geçtiğimiz günden bu tarafa iniş takımları arızalı olması nedeni ile bir türlü iniş gerçekleştiremiyoruz…
Aslında kendinize şu soruyu sormalısınız
Bir gece ansızın çıkan bir kararname ile mal varlığınıza el konulabilen bir ülkede mi yoksa hukukun işlediği bir ülkede mi yatırım yapmak istersiniz?
Bu soruya doğru cevap verdiğinizde aslında yaşanan ekonomik krizin perde arkasını da görmüş olursunuz..
Ülkemizde maalesef eleştirilen hukuk sistemi, tek kişinin aldığı kararlar ve altına imza attığımız uluslararası hukuk kurallarının yok sayılması neticesinde bu gün ekonomik olarak da ciddi bir çöküş yaşıyoruz..
Doların bir kaç yıl içersinde 4 TL.lerden 13 TL.ye gelmesi ülke ekonomisini istikrarsız bir düzenin içerisine düşürmüştür.
Artan maliyetler tüm üretici kesimleri derinden etkilemiştir.
Ülkede dolarla alışveriş yapmasak da hammaddenin yurtdışından karşılanması ya da üreticilerimizin bir çoğunun üretim bandını yurtdışında konuşlandırması, ithalatçı firma olmasından kaynaklı yaşanan tedarik sıkıntısı iç pazarı olumsuz etkilemiştir.
Artık bir çok firma bırakın açık hesap çalışmayı neredeyse paranla bile sınırlı mal vermeye başlamıştır.
Bizim gibi küçük ilçelerde ise eş dost hatır ile dönen kredi kartı olmadan para ile sağlanan ödeme kolaylıkları rafa kalkmıştır. Artık geçerli olan tek kural kredi kartı ya da nakit para ile sağlanan alışveriştir.
Aslında bu sistemin kazananı yoktur. Sadece yurt dışı bağlantılı ve yurt dışında bankalarda parası olan güvencesi olan kuruluşlar, kendilerini, sağlama almışlardır. Onlar da bu ülkedeki üretim odaklı yatırımlarını ülke dışına çıkartmakta ya da bu ülkede iktidara yakın isimlerle ortaklık ederek kendilerini sağlama alma noktasında girişimlerde bulundukları görülmektedir.
Örneğin bu ülkede YAP İŞLET DEVRET model ile yapılan bir çok yatırımda bu günleri görmüş olacak ki; iktidara yakın olmalarına rağmen geçiş, hasta ve uçuş garantili tüm YAP’larda Dolar ve Euro ile antlaşmalar yapmışlardır.
Yani kısacası onlarda gelecekte bu ülkede yaşanacakları görmüş olacaklar ki; kendilerini sağlama almak adına uluslararası tahkim yolu olan Londra merkezli mahkemeleri kazançlarına garantör olarak sunarak imzalar atmışlardır.
Bir ülkede bilimsel çalışmalar ortaya koyan kuruluşlar, yargılamada ortaya çıkan tablolar iktidarın gölgesini ya da baskısını hissetiriyorsa, demokrasi o ülkede yara alır.
Bu ülkede halkın alım gücünü doğrudan ilgilendiren ve vatandaşın hissettiği, memurun emeklinin, işçinin aldığı maaşı ve yatırımcının alacağı karara doğrudan etkisi olan TÜİK verileri yaşamın gerçekleri ile bağdaşmıyorsa sorgulanmaya eleştirilmeye başlar. Bu ülkede muhalefetin görevide halkın yaşam kalitesine işçinin, memurun, hakimin, savcının sokaktaki işsizin ve de yaşam kalitesi ile doğrudan orantılı alım gücünü etkileyecek olan enflasyon oranları esnafı da tüketecek olan rakamların neye göre hesaplandığını öğrenmek bilgi edinmek en doğal hakkıdır.
Yağa, çaya, şekere, ekmeğe halkın günlük tükettiği gıda malzemelerinde yükselen fiyatlar vatandaşın belini bükerken memurun, emeklinin alım gücünü etkilerken yapılacak zamları TÜİK verileri ile değerlendiren hükümetin Kasım ayı yıllık TÜFE enflasyonu %21.31, aylık TÜFE enflasyonunu %3.51 olarak açıklaması akıllara ziyandır….
Artan un fiyatları, pazardaki alım gücü düşüklüğü ayçiçek yağına gelen artışlar ya da doların 8 TL.den 13 TL.lere kadar yükselmesi nedeni ile artan maliyetin getirdiği enflasyon başka ülkede değil bizim ülkemizde yaşanıyor. Bunaca maliyet artışının yaşandığı ülkemizde TÜİK’in bu verileri nasıl elde ettiği ayrıca araştırılması gereken bir bilimsel konu olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu ülkede ana muhalefet partisinin demokratik bir devlette millet adına denetleme unsuru olarak tüm kamu kurumları ile görüş alışverişinden bulunmasından daha doğal ne olabilir? Asıl sorulması gereken konu ana muhalefet liderine randevu vermeyecek kadar devletten kopuk iktidara yakın kurumların bu ülkede demokrasiye ve hukuka nasıl katkı sunmasının beklendiğidir? Millete ait olan ve millet adına devlet yapısında anayasal görevleri olan kurumların milletin seçtiklerine karşı sorumluluğu yok ise o devletin demokratik bir devlet olup olmadığı da tartışma konusu haline gelir. TÜİK o randevuyu vermeli idi. İşte bu vb. durumlar ülkemizin batı standartlarında bir demokratik ve hukuk devleti olup olmadığımız hususunda da sürekli tartışma haline getirmektedir. Bu durum ise yatırım yapacak yatırımcının dikkatini çekmekte ekonomimizin kırılgan olmasına yol açmaktadır. TÜİK aslında o demir kapıları ana muhalefete değil demokrasiye ve millet iradesine kapatmıştır.
Çünkü yıl sonunda; memur, işçi ve emekli enflasyonda hissetiğinizi değil TÜİK’in belirlediği, iktidarın size vermeyi düşündüğü oranda enflasyon farkı alacaksınız…
Sonuç; enflasyon düşük, arttırılan maaş oranı yüksek, alım gücüm düşük, esnafı borç batağında açlık sınırında yaşayan bir ülkede mutlu, mesut ve bahtiyar olarak yaşamaya devam edeceğiz… Çünkü yağan zam yağmuru TÜİK’i ıslatmıyor…

1209

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.